Temmuz 2003  Sayı: 59 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   TEMMUZ 2003  
LOZAN’DAN MONTRÖ’YE
TÜRK BOĞAZLARI
ALİ KURUMAHMUT
Deniz Hukukçusu (E)
Deniz Kurmay Yarbay

Türk Boğazları’nın bugünkü hukukî statüsünü düzenleyen 20 Temmuz 1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Lozan Barış Andlaşması’ndan sonra Türkiye’nin en önemli siyasal belgesi olarak kabul edilmektedir. Sözleşme, yürürlüğe girdiği 9 Kasım 1936’dan itibaren günümüze kadar, hiçbir değişikliğe uğramadan Türkiye’nin gözetiminde yürürlükte kalabilmiştir. Başlangıç yürürlük süresi 20 yıl olarak belirlenen Sözleşmenin bir veya birkaç hükmünün değiştirilmesi ile feshedilmesi imkanı mevcut olmasına rağmen (madde 28-29), 47 yıldır hiçbir âkit devlet bu yola baş vurmamıştır. Amacı, Boğazlardan geçişi ve gemilerin ulaşımını, Türkiye’nin ve Karadeniz’e kıyısı bulunan devletlerin güvenlikleri çerçevesinde koruyacak biçimde düzenlemek olarak belirlenmiş olan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin getirmiş olduğu rejimin Türkiye’ye sağladığı avantajları iyi anlayabilmek için, yapılması gereken analizlerden bir tanesi de, onu Lozan rejimi ile mukayese etmek olmalıdır.

Lozan Barış Andlaşması’nın Boğazlardan geçiş rejimine ilişkin temel kuralını içeren 23’üncü maddesiyle bu maddede kabul edilen serbest geçiş ve ulaşım ilkesini ayrıntılı olarak düzenleyen ve Andlaşma ile aynı tarihte yürürlüğe giren ve Andlaşmanın bir parçası sayılan “Boğazların Tâbi Olacağı Usule Dair Sözleşme” ile Boğazlardan geçiş düzenlenmiştir. Buna göre Türk Boğazları’ndan barışta ve savaşta, denizden ve havadan geçiş ve ulaşım serbestliği ilkesi kabul edilmiştir. Buna karşılık, Karadeniz’e geçmek isteyen savaş gemileri için tonaj sınırlaması getirilmiştir. Karadeniz’e kıyısı bulunan devletlerin Karadeniz’deki güvenlik gereksinimlerini kısmen de olsa göz önünde bulunduran Sözleşme, Türkiye’nin güvenliğine hizmet etmediği gibi, egemenlik haklarını kısıtlamakta idi. Bir başka söyleyişle, Lozan’da öngörülen ve yaklaşık 13 yıl yürürlükte kalan düzenleme ile Boğazlardan geçiş, Türkiye’nin tek yanlı iradesi ile değil, çok sayıda devletin ortak iradesi sonucu ortaya çıkan uluslararası kurallara tâbi olarak devam etmekte idi. Buna göre, kıyıdan itibaren yaklaşık 15-20 kilometrelik bir alanı kapsayacak şekilde Boğazlar Bölgesi ile, İmralı hariç, Marmara Denizi’ndeki tüm adalar ve Ege Denizi’ndeki Boğazönü Adaları (Semadirek, Limni, Gökçeada, Bozcaada, ve Tavşan Adaları) gayri askerî statü kapsamına alınmıştır. Serbest geçiş ilkesi ve uluslararası denetim sisteminin etkisi altında hazırlanan Sözleşme, Boğazlara ilişkin bir kısım yetkileri âkit devletlerin temsilcilerinden oluşan Boğazlar Komisyonuna devretmiştir. Türkiye, egemenlik haklarını açıkça sınırlandırmış olan Sözleşme ile savunma ve güvenliği için tedbir alma hakkından mahrum bırakılmıştı.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Lozan Barış Andlaşması’nın Türkiye’nin Boğazlar Bölgesi üzerindeki egemenliğini kısıtlayan hükümlerini ortadan kaldırmıştır. Sözleşmenin imza tarihinden geçerli olmak üzere, Türkiye’nin Boğazlar Bölgesini askerîleştirmesi, Boğazlar Komisyonunun kaldırılarak yetkilerinin Türkiye’ye aktarılması öngörülmüştür. Keza, Lozan’ın aksine, Sözleşme, havadan geçiş serbestliği ilkesini kabul etmemiştir. Sadece sivil uçakların Boğazlar üzerinden geçişi düzenlenmiş, askerî uçakların geçmesine izin verip vermeme yetkisi Türk Hükümeti’ne bırakılmıştır. Barış zamanı ile Türkiye’nin tarafsız olduğu savaş zamanında, ticaret gemileri için kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerinin isteğe bağlı olması hükmü hariç (madde 2 ve 4), Sözleşme Türkiye’ye uluslar arası platformlarda çok önemli ve tekrar elde edilmesi zor ve hatta imkansız gibi görülen avantajlar sağlamaktadır. Türkiye’nin muharip olduğu savaş zamanında, Türkiye ile harp halinde bulunan bir devlete ait ticaret gemilerinin Boğazlardan geçmesi yasaklanmıştır. Bu durumda, tarafsız ticaret gemileri, Türkiye ile savaşta olan devlete hiçbir biçimde yardım etmemek koşuluyla, Boğazlardan geçiş ve ulaşım özgürlüğünden yararlanabileceklerdir. Hem savaş zamanında ve hem de Türkiye’nin kendisini pek yakın bir savaş tehlikesi tehdidi ile karşı karşıya görmesi durumunda, ticaret gemilerinin Boğazlara gündüz girmeleri ve geçişlerini her defasında Türk makamlarının gösterecekleri yoldan yapmaları gerekmektedir.

Barış ve Türkiye’nin tarafsız olduğu savaş zamanlarında, Boğazlardan geçecek savaş gemilerinin sınıfı ve tonajı sınırlandırılmış olup, bu gemilerin geçişleri Türk Hükûmeti’ne yapılacak bir ön bildirime tâbi tutulmuştur. Ayrıca, Karadeniz’de bulunacak kıyıdaş olmayan devlet savaş gemileri için süre ve tonaj sınırlaması da getirilmiştir. Türkiye’nin muharip olduğu savaş zamanı ile, kendisini pek yakın bir savaş tehlikesi tehdidi ile karşı karşıya sayması durumlarında, savaş gemilerinin Boğazlardan geçmesi konusunda, Türkiye dilediği gibi davranabilecektir. Boğazları tüm savaş gemilerine kapatma veya dilediği devlet savaş gemilerini geçirme hakkı vardır. Kısaca diyebiliriz ki, Sözleşmenin savaş gemilerinin geçişlerini düzenleyen ve Sözleşmenin önemli bir bölümünü teşkil eden hükümleri (madde 8-22) bütünüyle Türkiye’nin güvenliğine hizmet eden Montrö’ye özgü hükümlerdir.

20 Temmuz 2003’te 67’nci yaşına basan Montrö Boğazlar Sözleşmesi, her zaman, bir bütün olarak incelenirken; tarihsel süreç içerisinde Boğazlardan geçiş rejimleri ve özellikle, Lozan’da öngörülen egemenlik sınırlamaları unutulmamalı, bugün mevcut olan ve savaş gemisi ile ticaret gemisi arasında bir ayırım yapmadan genel olarak geçiş özgürlüğü üzerine inşa edilmiş bulunan uluslar arası boğazlardan geçiş rejimi göz ardı edilmemelidir.


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |