|
HANGİ ‘HUNTİNGTON’?
Prof. Dr. SUNA KİLİ
Huntington bu yapıtında Atatürk Devrim
Modeli’nin ussal ve başarı şansı yüksek bir
model olduğunu belirtmektedir. Atatürk
Türkiyesi’nin çağdaşlaşmayı, laikleşmeyi,
başaramadığı konusunda tek bir eleştiri yoktur.
Türk kamuoyunun Samuel P. Huntington ile
tanışması, çeşitli polemiklere yol açan
“Uygarlıkların Çatışması” konulu çalışması ile
oldu. Bu çalışması, temelde, İngilizlerin
geçmişte sıkça kullandığı ve “Rudyard Kipling”’
e ait şu dizedeki görüşü dile getiriyordu: East
is East and West is West, and never the twain
shall meet! (Doğu Doğudur, Batı da Batıdır; bu
ikili hiç birleşmeyecek!). Üstelik Atatürk,
Cumhuriyet Devrimi hakkında düşünceleri,
Türklerin Batılı olmaya çalışmalarının nerdeyse
boşuna olduğu, laikliği özümseyemeyecekleri,
laikleşmenin altından kalkamayacakları
doğrultusundaydı. Huntington’a göre Batı
uygarlığına karşı artık İslam dünyası vardı.
Sovyet Rusya düşmanlığı, yerini İslam dünyasına
bırakmıştı. Batı dünyası için tehdit artık İslam
dünyasından gelmekteydi.
Yukarıda Huntington’un kısaca belirttiğim
görüşleri, ülkemizde ve özellikle Irak’ta olan
bitenler ışığında yeniden güncellik kazanmıştır.
Irak’ta olan bitenler ve süregelen durum “esas
tehdit”in Batı dünyasından geldiğini
kanıtlamaktadır. Saddam bir “zalim” diktatör
olabilir. Ancak ABD rejimi şimdiye kadar, kendi
çıkarları uğruna pek çok “zalim” yönetimle
işbirliği yapmış ve yapmaktadır. Irak “kitle
imha silahları üretiyor” diye Irak’a yapılan
saldırı, bu tür silahların hala bulunamaması
nedeniyle “uydurulmuş” bir sav uğruna Irak
halkının bu saldırının hedefi olduğunu
kanıtlamaktadır. Yıllar süren ambargo nedeniyle
Irak halkı, özellikle çocuklar, inanılmaz acılar
yaşamışlar, yaşamaktadırlar. Mazlum durumda olan
Irak halkı olmuş, “tehdit” ve acımasız saldırı
“uygar” Batı’dan gelmiştir. Üstelik Saddam’ı
silahlandıran da Batı’dır. Üzerinde durulması
gereken bir ikinci konu da şudur: Huntington,
özellikle son yirmi yıldır, ABD’de yoğunlaşan
dinsel yaklaşımları göz ardı etmektedir. Reagan
yönetiminden bu yana ABD’deki Cumhuriyetçi
partinin sağ kanadı, gittikçe artan bir oranda
“dinselleşmiş”, Hıristiyanlığı güncel politika
ya bulaştırmaya çalışmış, sosyal adaleti
gerçekleştirecek siyasa ve uygulamalardan
kaçınmıştır. Pek çok Amerikalı bu gelişmeleri
kaygıyla izlemekte, bazıları bu konuda eyleme
geçmekte ve özellikle Amerikalı anayasa
hukukçularının hatırı sayılır bir bölümü de
sözlü ve yazılı olarak bu gelişmelere karşı
koymaktadır. Huntington, kendi ülkesinde
siyasetin bir kesiminin ne denli dinselleştiğini
göz ardı etmektedir.
Yukarıdaki gelişmelerle ilgili olarak
vurgulanması gereken bir başka konu da şudur:
Bazı Batılı ülkelerde “secularism” din ve
devletin birbirlerinin işlerine karışmamaları
biçiminde anlaşılmış ve öyle uygulanmıştır.
Ancak özellikle Fransa’da, bu bağlamda
ülkemizde, din ve devlet işlerinin ayrımını
düzenleyen ilke laicism/laiklik’tir. Laik
devlet, yalnızca din-devlet işlerini ayırmakla
yetinmez; dinin siyasallaşması konusunda devlete
müdahale hakkı tanır. “Demokrasi”, bu bağlamda
Amerikan, demokrasisi, konuya “secularist”
açıdan bakıldığında, siyasetin dinselleşmesine
tepki göstermeyebilir. Gerçi bu konuda ABD’de
yoğunlaşan bir tepki vardır. Ancak Cumhuriyetçi
anlayış, siyasetin dinselleşmesine karşı koyar.
Çünkü gerçek Cumhuriyetçi anlayış devlet
otoritesinin laik olması gereğinden hareket
eder. Nitekim ABD’de, son 20 yıldır Cumhuriyetçi
geleneği yeniden hayata geçirmeye çalışan bilim
adamları “secularist” değil, “laik” bir
anlayıştan hareket etmektedirler. Kısacası,
Cumhuriyet “otoritesi” laiktir. Cumhuriyetçi
gelenek yalnızca laik bir otoriteye yasallık
tanır.
Çalışmalarına “siyaset” değil, “bilim” egemen
olduğu yıllarda Huntington, yukarıda sözünü
ettiğim görüşleri dile getiren yayınlar
yapmıştır. 1966 yılında yazdığı bir yazısında
Huntington bu konuda şöyle demektedir: “Siyasal
çağdaşlaşmanın temel bir koşulu dinsel,
geleneksel, ailesel ve budunsal otoritelerin
yerini laik, ulusal ve tek bir otoritenin
almasıdır.”(1) Geçmişte yazdıkları ile bugünkü
Huntington’u kendi kendisiyle çelişkiye düşüren
en önemli konulardan biri, Türkiye ve Atatürk
Devrimi ile ilgili yazdıklarıdır. Siyaset bilimi
alanında ona en büyük ünü getiren Political
Order in Changing Societies (Değişen Toplumlarda
Siyasal Düzen) başlıklı ve 1968 yılında Yale
Üniversitesi’nce basılan yapıtıdır. Huntington
bu yapıtında Atatürk devrim modelinin ussal ve
başan şansı yüksek bir model olduğunu
belirtmektedir. Atatürk Türkiye’sinin
çağdaşlaşmayı, laikleşmeyi başaramadığı
konusunda tek bir eleştiri yoktur.
Yukarıda sözünü ettiğimiz yapıtında Huntington,
“Reformcular için başlıca iki strateji vardır”
demekte ve bu iki stratejiyi şöyle
açıklamaktadır: “Yıldırım Savaşı – Blitzkrieg”
stratejisi ya da “Dal-Branch” ya da “Fabian”
stratejisi. Biliyoruz ki Atatürk, devrim
modelini uygularken her iki stratejiyi
uygulamıştır. Cumhuriyetin ilanı bir
“Blitzkrieg” stratejisidir. Laiklik ilkesinin
yaşama geçirilmesinde ise Atatürk “Fabian”
stratejisini kullanmıştır. (2)
Huntington, çalışmalarını Harvard Üniversitesi
kampusunda Weatherhead Center for International
Studies binasındaki John M. Olin Institute for
Strategic Studies’te yürütüyor. “Hangi
Huntington?” sorusuna yanıt vermek kolay değil.
Çünkü bir yanda siyaset bilim alanına büyük
yapıtlar kazandırmış bir bilim adamı var. Öte
yanda ise özellikle son yıllarda “bilimsel”
birikimini hegemonyacı bir devlet yaklaşımının
emrine vermiş gözüken bir Huntington var.
Geçmişteki Huntington gerçek bir bilim adamıydı
ve bilim adamının hoşgörüsünü taşıyordu. Şimdiki
Huntington ise başka uygarlıkları nerdeyse
“ırkçı” yaklaşımı olan bir kişi! Bu, nerdeyse
bir kişilik değişimi. Biz Huntington’u “eski”,
fakat bilimsel ağırlıkları nedeniyle “eskimeyen”
çalışmalarıyla anımsamak, bu yapıtlarından
yararlanmayı sürdürmek istiyoruz. Hoşgörüsüz,
Batı hegemonyasını haklı gören, göstermeye
çalışan Huntington artık bizim yabancımız.
(1) Samuel P. Hunginton “Political Modernization:
America vs. Europe (Siyasal Çağdaşlaşma: Amerika
Avrupa Karşılaştırması”), World Politics, 18, 3
Nisan 1966, s. 178
(2) Bu konuda bkz: Suna Kili, Atatürk Devrimi:
Bir Çağdaşlaşma Modeli 8. baskı Türkiye İş
Bankası Yayını, 2003. s. 134-190.
Abonelik için tıklayınız.
- Geri - |