|
MÜDAFAA-İ HUKUK DİYOR Kİ:
BUGÜN O GÜNDÜR!..
Mustafa Kemal Atatürk Büyük Nutkunda
“Politika âleminde, birçok oyunlar görülür,
fakat mukaddes bir ülkünün tecellisi olan
Cumhuriyet yönetimine karşı, çağdaşlaşmaya
karşı, bilgisizlik, bağnazlık ve türlü düşmanlık
ayağa kalktığı zaman; özellikle ilerici ve
cumhuriyetçi olanların yeri, gerçek ilerici ve
cumhuriyetçi olanların yanıdır; yoksa
gericilerin umut ve çalışma kaynağı yer değil…”
demektedir.
İşte bugün, o günlerden biridir.
Çünkü Cumhuriyet’e ve onun kurucusuna karşı her
türlü küstahça saldırılar, açıkça ve
birbiri ardına pervasızca yapılabilmektedir.
Bugün devlet yönetimi idari kademesinin en
üstünde “İslama yönelik olarak modern
devletin bizlere bir takım dayatmaları
olmuştur. Şeriata karşı olmak, ama
Müslüman kalmak bunun en önemli boyutlarından
bir tanesidir…” ifadesiyle şeriat
özlemini açıkça dile getiren bir Başbakanlık
Müsteşarı oturabilmektedir.
Bugün Cumhuriyet Hükümetinin Milli Eğitim Bakanı
“Cumhuriyetin başında Bediüzzaman, resmi
makamlarca dinlenseydi bugün ülkenin durumu
şüphe yok ki böyle olmazdı”
diyebilmektedir.
Dokunulmazlıkları Araştırma Komisyonu Başkanı’da
olan bir milletvekilinin, Milletimizin
kurtarıcısı ve devletimizin kurucusu olan
Atatürk gibi eşsiz bir önderin, ayrıca TBMM
tarafından verilmiş Mareşal ünvanlı
görüntüsünden bile rahatsız olan “Meclis’teki
Mareşal üniformalı Atatürk resminin
değiştirilmesi gerekir (…)Kışlada gibiyim.”
türünden akıl almaz
sözlerini başta asker “teessürle…”
karşıladığını açıklamış, toplumun değişik
kesimlerince de bu sapık zihniyet açıkça
kınanmıştır.
Bunlar Cumhuriyet’in temel ilkelerine karşı
tesadüfi bireysel çıkışlar değildir. Bugün
iktidarın baş sorumlusu da “Minareler
süngü, kubbeler miğfer / Camiler kışlamız,
müminler asker…” diyerek, dini siyasete
açıkça alet etmekten mahkum olmuş ve
siyasetteki mevcut konumuna tartışmalı olarak
gelmiştir.
Türkiye, İslamiyetin huzur içinde ve en
demokratik şekilde yaşandığı bir Müslüman
ülkedir. Milletimiz devletine bağlıdır. Bu
çarpık zihniyetin sahipleri ne yapmak
istiyorlar? Bunlar nereden ve kimlerden cesaret
alıyorlar? Birbiri ardına ortaya çıkan bu
olaylar bir rastlantı eseri midir? Yoksa,
cumhuriyeti yıkmak isteyenlerin giderek su
yüzüne çıkan yeni taktikleri midir?
Açıkça bilinmelidir ki; Türk Ulusu, cumhuriyete
ve ulusal bağımsızlığa yönelen her harekete,
gerektiğinde canı pahasına her zaman
kararlılıkla karşı koymuştur, bugün de koyacak
bilinçtedir.
Cumhuriyete karşı çıkanların sonu, desteği
nereden alırlarsa alsınlar, her zaman aynı
olmuştur ve öyle de olacaktır!..
Müdafaa-i Hukuk Vakfı
Müdafaa-i Hukuk Derneği Genel Merkezi
Abonelik
için tıklayınız.
-
Geri - |