|
KİMLİK UNUTULURSA...
Mustafa ÖZBEK
Türk Metal Sendikası Genel Başkanı
Dünya,büyük bir adaletsizliğe mahkum bir şekilde
yaşıyor. Dünya nüfusunun yüzde 15’ine sahip olan
ve “eşkiyalık” yapan bir grup ülke, dünya
gelirinin yüzde 85’ine yakın bir zenginliğin de
sahibi durumunda...
Emperyalist güçler, 11 Eylül ile başlayan süreç
ile önce Afganistan’a sonra da Irak’a “ahlaki ve
gerçekçi” olmayan bahanelerle müdahale ederek
kendilerini yeni zenginlerle donatmaya devam
etmektedir.
Dünyanın hem siyasi anlamda hem de ekonomik
anlamda kontrolü konusunda Amerika Birleşik
Devletleri ve Avrupa Birliği ile G-7 ülkeleri
“gizlenmeye çalışılan” bir rekabet, bir savaş
halindedir. Pastadan en büyük payı alanlar hep
aynı isimlerdir. Homurdanmaların,
huzursuzlukların temelinde hep “ pasta” vardır.
Emperyalist duyarsızlıkları gereği,
saldırdıkları, yağmaladıkları, yaktıkları, yok
ettikleri ülkelerin ve masum insanların durumu,
dramı onlar için önemli değildir.
Dünyanın yoksul ülkeleri, topraklarında ve
coğrafyalarında var olan zenginliklerin “eşkiya
güçler” tarafından ellerinden alınmasına gereken
tepkiyi gösteremiyor. Elbette ki bu
tepkisizliğin bir nedeni olmalı...Sadece
emperyalizmin ülkelerin “ bütün kalelerini
zaptetmesi, bütün tersanelerine girmiş” olması,
ülkenin ve insanlarının mali ve ekonomik
politikalarla zincirlenip, hareket edemez,
konuşamaz hale gelmesi değil, bu tepkisizliğin
sebebi...
Bu tepkisizliğin bize göre en önemli sebebi,
“milli bilinç” ile tanışmamış olmaları, yani
millet olamamaları.Emperyalizm, önemli konuma ve
kaynaklara sahip ülkelerin insanlarının milli
bilinç ve kültür ile tanışmasına, “milli kimlik”
sahibi olmasına engel olmak için saldırmaya
devam ediyor. İnsanlara hangi tarihe, hangi
kültüre sahip olduklarını, nasıl bir coğrafya
üzerinde yaşadıklarını unutturuyor.
Emperyalizmin silahı bu...Milli kimliği
unutturmak. Tarihimiz, coğrafyanız, tüm
değerleriniz bir çırpıda yok edilecek. Böyle
olunca emperyalizm, “milli değerler”in korunması
ve kollanması yolunda ittifak edecek güçlerin
oluşmasına da engel olacak...
Bu saldırılara hedef olan ülkelerin başında da
bizim ülkemiz, Türkiye’miz gelmektedir.
Sosyal hayatımızda, dilimizde,
geleneklerimizde, sosyal ve kültürel
değerlerimizde görülen farklılaşma, toplumsal
yapımızı da çürütmekle tehdit ediyor. Sosyal
duruşumuz, yapımız ve ilişkilerimizde görülen
değişmeler, yavaş yavaş “milli kimliğimizle”
ilgili sözde alternatif modellerin toplumsal
tartışma ortamına iteklenmesiyle yeni bir anlam
ve önem kazanıyor.
Türk insanı, “Türk’üm” yerine “Türkiye’liyim”
demeye zorlanıyor. Şimdi emperyalizm, Ulu Önder
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Memleketin dahilinde
iktidara sahip olanlar, gaflet, dalalet ve hatta
hıyanet içinde bulunabilirler” sözleriyle tarif
ettiği yerli işbirlikçiler ile birlikte Türklere
“Türk’üm” dedirtmemeye, Türk’ü kimliğinden
vazgeçirmeye, bu kimlikte ısrar etmenin anlamsız
bir “şovenizm” olduğuna ikna etmeye çalışıyor.
Kısaca söylemek gerekirse, “Türkiye’yi Türklerin
elinden almaya” uğraşıyorlar. Zaten
emperyalizmin teorisyen ve pratisyenleri
“Türkiye’nin Türklere emanet edilecek bir ülke”
olmadığını defalarca söylemediler
mi?...Yaşadığımız zaman diliminde Türkiye
üzerine tehlikeli ve ciddi oyunlar
oynanmaktadır. Bu tehlikelerden kurtulmak için
Türklere düşen görevler, milli karakterinde
toplanmış özelliklerde görülmektedir.
TÜRK, tarihini ve coğrafyasını bilmek ve
benimsemek zorundadır.
TÜRK, bu tehlikelerin bilincinde olmak
zorundadır.
TÜRK, oynanan tüm oyunların “kendisi ve
coğrafyası üzerine” olduğunu görmek ve tedbirini
almak zorundadır.
TÜRK, bir olmak, büyük olmak, diri
olmak zorundadır...
TÜRK, devletine, milletine, cumhuriyetine,
TÜRK, bayrağına, bağımsızlığına,
toprağına sahip çıkmak zorundadır.
İşte emperyalizm, biz Türklere bu zorunlulukları
önce esnetme sonra da unutturma çabası
içindedir. “Şahsi menfaatlerini, müstevlilerin
siyasi emelleriyle tevhit edenler”in bu
mücadelede emperyalizmden yana yer alması,
şerefli bir tarihe sahip olan Türkiye’min
karşılaştığı ilk “ihanet” ilk “nankörlük”
değildir. Türk insanı, Türk kimliğinden
vazgeçecek kadar “milli karakterinden” yoksun
değildir.Türkiye’de yaşadığımız halde kendimizi
tanımlarken “Türküm” yerine, “Türkiye’liyim”
demenin ne Türkiye’ye ne de Türklere sosyal /
ekonomik / siyasi bir faydası, vardır.
Türkiye’liyim ifadesi milli kimliğimizde dehşet
verici bir çürümenin de habercisidir. Bu
tartışma, insanlarımızın birlik içinde,
beraberlik ve dayanışma içinde bu ülke için
elele vermesini hazmedemeyenlerin işidir.
“Türk’üm” diyenler, bu ülkeye sahip çıkanlardır.
Bu bayrağa, toprağa, bağımsızlığa sahip
çıkanlardır. Türkiye şimdi onların
omuzlarındadır.Türkiye’yi omuzlarında taşımak
istemeyenler ise, şimdi Kurtuluş Savaşı’mızın
Başkumandanı Mustafa Kemal Atatürk’ten, Barış
Harekatını gerçekleştiren Türk Ordusu’ndan
intikam almak isteyenlerin, yani emperyalizmin
maşası olmaya devam etmektedirler.
Biz Türkler, kendimize vatan olarak dünyanın en
güzel coğrafyasını seçtik. Dünya Tarihi’nin en
şerefli sayfalarını biz yazdık. 40 milyon
kilometrekarede dağlara, taşlara damgamızı
vurduk. Kimseye farklı gözle bakmadık, iyilik
ettik, hoşgörülü olduk, kanaatkar olduk.
Bayrak ve bağımsızlık Türk’ün karakterinin
vazgeçilmez iki parçasıdır. Bu toprağa Türkiye,
ismini veren, bu bayrağa şekil verip, isim verip
bu toprağa diken Türkler, Türk bayrağı altında
“Türk” olarak kalacak, Türk’ün kimliğine,
bayrağına, bağımsızlığına şerefle sahip çıkan
yüce bir millet olarak tarih sayfalarındaki
yerini koruyacaktır.
Türkiye’nin ve Türk Milleti’nin beyninden,
yüreğinden, kimliğinden “Türk” değerini söküp
atarak, “Türkiye’li” denilen acaip ve belirsiz
bir yelpaze ile Türkleri “kof ve acımasız bir
yığın” haline getirmek isteyenlerin rüyaları
asla gerçekleşmeyecektir.
Türk Milleti, milli benliğine, milli kimliğine,
milli karakterine sahip çıkacaktır.
Abonelik için tıklayınız.
- Geri - |