|
ANNAN PLÂNI VE
TÜRK MEDYASI
Fuat
Veziroğlu
Annan plânını 1 yılı aşkın bir süre incelemiş
bir hukukçu olarak, radyo, televizyon ve
gazeteleriyle büyük (!) Türk medyasının (bazı
istisnalarla) bu plân bakımından bazan engin bir
gaflet, bazan da delâlet içinde olduğunu
görmekten büyük hüzün duymaktayım. Türk medyası
bu hali ve bu yapısıyla, Birinci Dünya Savaşı
sonunda İstanbul’da görülen ve “mütareke basını”
olarak anılan, Atatürk düşmanı ve Damat Ferit
yanlısı matbuatla benzeşmektedir.
Türk medyası (tekrar edelim ki bazı
istisnalarla), Annan plânı hakkında müthiş bir
dezenformasyon yapmakta, Türk milletini yanlış
bilgilendirmek ve yanlış yönlendirmek için gözü
kara bir inatlaşmanın içinde bulunmaktadır.
Basında “duayen” geçinen (sözde) anlı-şanlı
yazarlar Annan plânında olmayan şeyleri varmış,
olan şeyleri yokmuş gibi göstermekte, plânın
temel maddelerini millete aynen yansıtacak ve
takdiri millete bırakacak yerde, bu maddeleri
bir heykeltıraş ustalığı ile yontarak aktarmaya
yeltenmektedirler. Belli ki amaçları yalan
habere dayalı kamuoyu yaratmak, Ankara’da
siyasal iktidar, Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş üzerinde baskı kurarak Annan plânını
empoze etmektir.
Örnek vermek gerekirse:
Yakın geçmişte, Milliyet gazetesinde, başyazar
(!) Güneri Civaoğlu, Annan plânına göre
Kıbrıs’ta oluşturulması öngörülen Başkanlık
Konseyi’nde (Bakanlar Kurulu) 4 Rum ve 2 Türk
üye bulunacağını öne sürmüştür.
Oysa bu iddia baştanbaşa gerçek dışıdır.
Annan plânı, Başkanlık Konseyi denen organda,
her oluşturucu devletten nüfus oranına göre üye
bulunmasını, ancak bir oluşturucu devletten
gelecek üye sayısının en az 1/3 oranında
olmasını öngörmektedir.
Buna göre Başkanlık Konseyi’nde kuzeyden (Türk
bölgesi) 2 üye, güneyden (Rum bölgesi) 4 üye
bulunması gerekir.
Türk bölgesi veya Türk oluşturucu devleti
şeklindeki sözler kimseyi yanıltmasın, çünkü
Bizans tuzağının kendisi burada gizlidir.
Güney Kıbrıs tamamen bir Rum bölgesi olduğundan,
Başkanlık Konseyi’ne bu bölgeden 4 Rum üye
gelmesi kesindir. Ancak Türk bölgesi için aynı
şeyi söylemek mümkün değildir, çünkü Annan plânı
halen Türk bölgesi olan Kuzey Kıbrıs’a önce 100
bin, sonra da en az 200 bin dolayında Rum nüfus
nakledilmesini öngörmektedir.
Annan plânında, Başkanlık Konseyi’nde 2 Türk üye
bulunmasını sağlayan herhangi bir kural yoktur.
Türk kelimesinin kullanılmasından özenle
kaçınılmıştır. Plâna göre, Başkanlık Konseyi’nde
2 Türk üye değil, merkezi parlâmento tarafından
Kuzey Kıbrıs’ta ikamet edenler arasından tayin
edilecek 2 üye bulunacaktır. Böylece, Kuzey
Kıbrıs’tan seçilecek 2 üyenin de Rum olmasının
kapıları sonuna kadar açık tutulmuştur.
Aynı nüfus nakli oyunlarıyla merkezi parlâmento
ve hatta Kuzey Kıbrıs’taki yerel parlâmento da
Annan plânına göre Rum hegemonyasına
girmektedir. Böyle bir merkezi parlâmentonun
Başkanlık Konseyi’ne güneyden 4 ve kuzeyden 2
Rum tayin etmesi ve böylece merkezi parlâmento
ile birlikte Başkanlık Konseyi’nin de Rum güdüme
girmesi sürpriz teşkil etmeyecektir.
Bu da tüm adanın kısa zamanda Elen’leştirilmesi
demektir.
***
İlter Türkmen, Yalım Eralp, Cüneyt Ülsever,
Mehmet Ali Birand, Metin Münir, Cengiz Çandar ve
benzeri Karen Fogg’cular ise Annan plânı
konusunda daha da ileri gitmekte, birer yalan
makinesi gibi durmadan yalan üreterek milleti
yanıltma gayreti içinde bulunmaktadırlar.
Yalçın Doğan, Hasan Cemal, Ertuğrul Özkök gibi
yazarları dahi hiç tereddütsüz gaflet kervanına
katmak rahatlıkla mümkündür.
Yalan makinesi olma yarışında ilk sıraları
kimselere bırakmak istemeyen İlter Türkmen sık
sık Kıbrıs’ın Türkiye için stratejik önemini
yitirdiğini, Annan plânıyla Garanti
andlaşmasının ve dolayısıyle Türkiye’nin
müdahale hakkının daha da pekiştirildiğini öne
sürebilecek kadar kendinden geçmektedir.
Eğer 40 mil ötedeki Türkiye için Kıbrıs’ın
stratejik önemi kalmamış ise, 5 bin mil ötedeki
İngiltere’nin Kıbrıs’ta 2 tane askeri üs
bulundurmasının ve bunlardan vazgeçmeyi
reddetmesinin hikmeti ne ola ki?
Amerika, İspanya’daki üslerinde bulunan bazı
olanakları, askeri teçhizat ve personeli neden
Kıbrıs’taki İngiliz üslerine nakletmektedir?
Garanti andlaşması ve Türkiye’nin müdahale
hakkına gelince…Mevcut haliyle bu andlaşmaya
göre, Türkiye’nin gerektiğinde Kıbrıs’a askeri
müdahalede bulunma hak ve yetkisi sarih ve
tartışmasızdır.
Oysa Annan plânı bu müdahale hakkını sulandırmak
ve pratikte işlemez hale getirmek suretiyle
fiiliyatta ortadan kaldırmaktadır.
Annan plânı, bir kolordu düzeyindeki Türk
ordusunun sayısını 6 bine indirmekte ve
kışlasına hapsederek hareketsiz bir merasim
bölüğü mertebesine sokmaktadır. Bu plâna göre,
Kıbrıs’taki Türk birliğinin, piknik amaçlı olsa
bile, bazı hallerde 48 saat, bazı hallerde 72
saat önceden Yunan tarafına ve Barış Gücü’ne
bildirim yapmaksızın, kışlasından üçten (3)
fazla askeri vasıta ve yüzden (100) fazla
personel çıkarması yasaktır.
Buna karşılık halen gözlemcilik ötesinde yetkisi
olmayan Barış Gücü, Annan plânıyla bir işgâl
ordusu haline getirilmekte, yol kesme, barikat
kurma, soruşturma ve araştırma, serbestçe
operasyon yapma gibi sınırsız yetkilerle
donatılmaktadır.
Türk askeri hareketsiz ve etkisiz hale
getirilirken , Barış Gücü adı verilen yabancı
işgâl ordusu Kıbrıs Türk halkının ve Türkiye’nin
tepesine bir kapitülâsyon makamı olarak
oturtulmaktadır. Türk tarafı bu işgâl ordusu ile
işbirliği yapma zorunda bırakılmaktadır. Barış
Gücü, Kıbrıs Türk halkı aleyhinde faaliyetlerde
bulunsa bile, Türk tarafının bu yabancı orduyu
kendi topraklarından çıkarma yetkisi yoktur.
Daha da ötesi şudur ki, Annan plânına eklenen
bir metin ve Bizans tuzağı niteliğindeki
düzenlemeler yoluyla, Türkiye’nin müdahale
hakkını kullanması Güvenlik Konseyi’nin onayına
bağlanmaktadır.
Bu da Garanti andlaşmasının iptalinden başka bir
anlam taşıyamaz.
Nerede kaldı ki, zaten, Türkiye’nin AB’ye
girmesi halinde, Türk askerinin tamamının
Kıbrıs’tan çekilmesi doğrultusunda Annan plânı
açık bir kural vazetmiş bulunmaktadır.
Hal böyle iken, ikinci Sevr Muahedesi
niteliğindeki bu plânın Türk medyası tarafından
göklere çıkarılması ancak mide bulandırmaktadır.
Böylesi bir gaflet ve dalâlet “mütareke
basını”ndan beri Türkiye’de görülmüş değildir.
Abonelik için tıklayınız.
- Geri - |