|
AB
YOLUNDA EN KRİTİK DÖNEMEÇ VE UYARILAR
TALAT SARAL Maliye Müsteşarı (E)
AB'nin Türkiye
Hedefleri
AB, Aralık 1999'da Türkiye'ye sözde adaylık
payesini verirken, temel amacının Türkiye'yi
tam üye yapmak değil, mevcut şartlarda veya
en çok "GB +" formülüyle kapısında
tutmak olduğu artık iyice anlaşılıyor. Bunun
nedeni AB'nin Türkiye'ye yönelik giderek belirginleşen
şu ana hedefleridir:
1. GB'den doğan dış ticaret fazlası avantajını
ve Türkiye'nin 3. ülkelerle olan ticaretini
kontrol etme imtiyazını sürdürmek. (AB 1996-2000
döneminde, dış ticaretinde yalnızca %2,4 payı
olan Türkiye ile ticaretten 51 milyar dolar
fazlalık -bizim kayıtlarımıza göre 56 milyar
dolar açık- sağlamıştır. Bunun dışında Ortak
Gümrük Tarifesine -OGT- uyma zorunluluğu nedeniyle
Türkiye aynı dönemde 3. ülkelerle ticarette
ayrıca 46,5 milyar dolarlık dış açık vermiştir.
Böylece bu dönemdeki toplam dış açık 102,5 milyar
dolara çıkmıştır. Oysa bu açık önceki 5 yılda
49 milyar dolar idi. Yani GB'nin yalnızca dış
ticaretimizdeki ilk 5 yıllık net faturası 53,5
milyar dolardır. Bu açık en azından yarı düzeyde
kalsaydı, dış borcumuz o ölçüde azalacak veya
döviz rezervlerimiz aynı miktarda artacak, böylece
krizlere düşmeyecek ve İMF'ye bu denli bağımlı
kalmayacaktık.*)
2. Teröristbaşının idamını önlemek. (AB'nin
teröristbaşını uluslararası mahkemede yargılama
oyunu tutmamıştı.)
3. Asla kabul edilemeyecek öncelikle Kıbrıs,
daha sonra da Ege, Güneydoğu, sözde soykırım
vb. ile ilgili ek şartları tam üyelik hayaliyle
Türkiye'ye dayatmak. (Bu arada Türk toplumuna
masum isteklerle enjekte edilmeye çalışılan
mikro milliyetçilik virüsü ile bu şartlara da
zemin hazırlamak.)
4. Kendilerinin aksine, komşularımızla ve kendi
coğrafyamızla yakın ilişkiler kurmamızı, bu
yolla da gelişmemizi ve alternatif yaratmamızı
engellemek.
5. Bütünüyle siyasal islamın veya (Almanya-Fransa
ekseninde sinsice rakibi olmaya çalıştığı) ABD'nin
safına geçmemizi önlemek.
6. Türkiye'yi özellikle Avrupa ordusu projesiyle
(AGSP), GB'de olduğu gibi kendine bağlayarak,
ABD ve Rusya'ya karşı Avrasya'da söz hakkı ve
stratejik etkinlik kazanmak...
AB'nin Kıbrıs Kumarı
Görüldüğü gibi, bunların tamamına yakını Türkiye'nin
aleyhine olan hedeflerdir. Dolayısıyla AB'nin
Türkiye'ye yönelik politikalarında iyi niyetli
olduğunu ve ortak çıkarları gözettiğini, gözeteceğini
asla söyleyemeyiz. AB ve özellikle Yunanistan,
bu temel hedefleri (ve ilk aşamada Kıbrıs Rum
kesiminin tam üyeliğini kurtarmak) için bize
şirin görünmek zorundadır.
Son ilerleme raporu ve seçim sonuçları üzerine
Yunanistan'dan gelen sıcak mesajlar kimseyi
şaşırtmasın. Düşmanlık politikasıyla Türkiye'den
bir şey koparamayacağını nihayet anlayan Yunanistan,
1999 yılında terörist ülke olduğunun tesciline
ramak kala, yaşadığımız depremlerin yarattığı
duygusallık ortamında yaptığı beklenmedik manevralarla
Türkiye'nin en yakın dostu (?) oluverdi. Böylece
hem bu suçlamadan kurtuldu, hem de "düşmanını
cebinde taşı" politikasına yumuşak iniş
yaptı.
Son üç yılda bu yönde aldıkları mesafe de küçümsenemez.
Yunanistan; Kıbrıs ve Ege ile Avrupa ordusu
konusunda kabul edilemez isteklerini yaptırabileceği
hayaliyle, bu politikaya en azından 2004 yılı
sonuna kadar devam edecektir. Amaç, AGSP ile
birlikte önce Kıbrıs'ı, sonra da Ege'yi koparmak
ve Türkiye'yi tam anlamıyla kuşatmaktır. Rum
kesiminin tam üyeliğiyle AB'de çifte veto kozu
da işin cabası..."
Abonelik
için tıklayınız.
-
Geri -
|