|
KURTULUŞA
AÇILAN KAPI: 19 MAYIS'TA DOĞDU
Prof. Dr. İSMET GİRİTLİ
Atütürk aramızdan
60 yıldan fazla zaman önce ayrıldığına ve Türkiye
Nüfusunun büyük çoğunluğu O'nu artık "Kişi
Atatürk" olarak değil "Fikir Atatürk"
olarak tanımak ve anlamak durumunda olduğuna göre,
Mustafa Kemal Atatürk'ün öğreti ve eylem sistemini
"düşünce Sistemi" olarak oluşturmak
ve bu "Ulusal Modernleşme İdeolojisi"nin
çoşku ve gücünü, Atatürk'ün bize en büyük emaneti
olan Türkiye Cumhuriyeti'nin ve onun halkının
çağdaş uygarlık düzeyine yükselmesinde uygulamak
mecburiyetindeyiz.
Matem havası kalkmalı Esasen bizzat Atatürk, 1929'da
"Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek
değildir. Benim fikrimi, benim duygularımı anlıyorsanız
ve hissediyorsanız bu kâfidir" diyor ve başka
bir münasebetle bu duygusunu şöyle geliştiriyordu:
"İki Mustafa Kemal vardır: Biri "Ben",
et ve kemik, geçici Mustafa Kemal. İkinci Mustafa
Kemal'i ise "Ben" kelimesi ile ifade
edemem; O ben değil biziz. O, memleketin her köşesinde
yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan
aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben onların
rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim,
onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir.
O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz; geçici
olmayan, yaşaması ve başarması gereken Mustafa
Kemal odur.
Onun doğum günü diğer taraftan, 17 Mart 1981 tarihli
ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller
Hakkında Kanun ile "Atatürk'ü Anma ve Gençlik
ve Spor Bayramı'nın Atatürk'ün Millî Mücadele'yi
başlattığı 19 Mayıs'la birleştirilmesi çok yerinde
olmuş ve bu suretle "19 Mayıs", Atatürk'ün
hayatında izhar ettiği arzusuna da uygun şekilde
"Atatürk'ün Doğum Günü" olarak tescil
edilmiştir. Bilindiği gibi çağdaş ve uygar dünya,
büyüklerini genellikle doğumlarında anmaktadır.
örneğin, ABD'nin kurucusu ve ilk Başkanı George
Washington'ın (1732-1799) doğum günü olan 2 Şubat,
bu ülkede 1796'da, yani Washington henüz hayatta
iken, Federal resmî tatil günü olarak kabul edilmiş
ve bugüne kadar kutlana gelmiştir. Atatürk'ün
doğum günü kesin olarak bilinmemekle birlikte,
İngiltere Kralı VIII. Edward'ın, Ata'nın doğum
gününü devrin Ankara'daki İngiltere Maslahatgüzarı
Mr. Morgan aracılığı ile Dışişleri Bakanlığı'na
sordurması üzerine, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'nin
12 Kasım 1936 tarihli yazısında, 19 Mayıs 1881'i
Atatürk'ün doğum günü olarak bildirdiğini görüyoruz.
Mustafa Kemal'e yakın olanlar, Ata'nın, "Doğum
günümü ben de bilmiyorum, ama en münasibi 19 Mayıs
olur" dediğini nakletmektedirler.
Gerçekten Mustafa Kemal, "Kurtarıcı"
olarak 19 Mayıs'ta doğmuştur. Nitekim, Atatürk
ve vatan şairi merhum Behçet Kemal Çağlar'ın,
bu gerçeği "Samsun Güneşi" adlı şiirinde
şöyle dile getirdiğini biliyoruz: Güneşler doğdu
battı, yıldızlar söndü yandı. Ne bahtımız ağardı,
ne kinimiz uyandı. Neden sonra ne yıldız, ne gün,
ne hilâl gibi, Mustafa Kemal doğdu, Mustafa Kemal
gibi. Özetlemek gerekirse, Atatürk'ün doğumunu
19 Mayıs 1981'den, yani Atatürk'ün 100. doğum
yılından itibaren resmi tatil günü olarak "Atatürk'ü
Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı" içinde kutlamaya
başlayan Türk milleti, 10 Kasım 1998'den, yani
Atatürk'ün 60. ölüm yılından itibaren Atasını
10 Kasımlarda ve 10 Kasım'ı içeren Atatürk Haftaları'nda
da, yaptıklarını ve yapmak istediklerini vurgulayarak
çoşku ve heyecanla anmalı ve fakat "Atatürk
Olayı" sevinilecek bir olay olduğuna göre,
10 Kasım günlerini artık matem havasından süratle
ve kesinlikle çıkarmalıdır. Mustafa Kemal'in 19
Mayıs 1919'da Samsun'dan başlayıp Amasya'ya, Erzurum'a,
Sivas'a yönelen, daha sonra Ankara'ya ve 9 Eylül
1922'de İzmir'e ulaşan yolculuğundan Millî Mücadele
tarihimiz doğmuştur. Mustafa Kemal'in 1919'da
Samsun'da kaldığı Mıntıka Palas Oteli, bugün Mustafa
Kemal Müzesi'dir. Anadolu toprağına İskele Dili'nde,
19 Mayıs 1919 sabahı ayak basan Mustafa Kemal,
o sırada 38 yaşındaydı. İngilizler'in 200 kişilik
bir işgal kuvvetinin ve Pontus eşkıyasının sokaklarda
kol gezdiği Samsun'da, 19-25 Mayıs arasında geçen
günler, Mustafa Kemal için rahat ve güvenlikli
günler değildir. Bu sıralarda Ege'de Yunan kuvvetleri,
İzmir'den sonra Manisa, Kasaba, Urla, Aydın, Bayındır,
Tire taraflarını mukavemetsiz işgal etmişler,
fakat 28 Mayıs'ta Ayvalık ve Ödemiş'te düşmana
karşı ilk silâhlar patlamıştır. İşte böyle bir
ortamda, Mustafa Kemal, 25 Mayıs 1919 günü, daha
rahat çalışabilmek ümidiyle, Samsun'dan hareket
ederek ve arkadaşlarıyla daha sonra Millî Mücadele
marşı haline gelen "Gençlik Marşı"nı
söyleyerek, 80 km içerdeki küçük, şirin bir kaplıca
kasabası olan Havza'ya varır; maiyeti ile birlikte
basit bir otele, Mesudiye Oteli'ne, yerleşir.
Bu küçük kasabanın ve otelin Mustafa Kemal'in
yolculuğundaki önemi, ilk defa halkın içine karışmasıdır.
Yörgüç Paşa Camii'nde, 30 Mayıs 1919'da, cuma
namazı vakti, halkla karşı karşıyadır. Mustafa
Kemal Havza'da anlamıştır ki, Çanakkale'deki Mustafa
Kemal'in ün ve itibarı Anadolu'da da kendisi ile
beraber yürüyecektir; bu ise önemli bir şeydir.
Mustafa Kemal, Yörgüç Paşa Camii'nde her şeyi
anlatır. Sözleri özetle şöyledir: "Evvela
Allah'a, ondan sonra kendimize güvenmekten başka
çaremiz yoktur." Mustafa Kemal'e göre, eğer
dava bir milletin kurtuluş mücadelesi ise, o zaman
milletle, milletin dili ile konuşmak lâzımdır.
İşte Mustafa Kemal ilk temaslarını Havza'da yaptı
ve ilk genelgesini 28-29 Mayıs 1919'da Mesudiye
Oteli'nde yazarak, Havza telgrafhanesinden çekti.
Bu genelgede, İzmir ve Ege'deki Yunan işgalinin
uyandırdığı tehlikeye dikkatler çekilerek, milli
protesto hareketlerinin ve mitinglerin başlaması
isteniyordu.
Milletin azim ve kararıyla... Havza'daki çalışmaları
12 Haziran'a kadar süren Mustafa Kemal'in, karargâhı
ile Amasya'ya hareket ettiğini görüyoruz. Aynı
gün Amasya'ya varan Mustafa Kemal'i, halk, şehrin
giriş tarafında, Gezilik'te karşıladı ve belediyeye
gidildi. Mustafa Kemal, balkondan halka ilk açık
konuşmasını yaptı. Sözlerinin özeti şudur: "Amasyalılar,
Pahişah ve Hükûmet düşman elinde esirdir. Memleket
elden gitmek üzeredir. Bu kötü vaziyete çare bulmak
için sizlerle işbirliği yapmaya geldim."
İlk hareket Amasya'dan başlıyordu. Abdurrahman
Kâmil Hoca, cami minberinden halkı savaşa ve hakkını
eline almaya davet ederken, biriktirdiği beş altınını,
Millî Mücadele'ye ilk yardım olarak, Mustafa Kemal'e
sunar. Amasya Müftüsü Hacı Tevfik Efendi ise,
kurulan Müdafaa-i Hukuk Teşkilâtı'nın başına geçer.
21-22 Haziran 1919'da, Mustafa Kemal'in, mukavemet
esaslarını yaveri Cevat Abbas'a dikte ederek yazılı
bir belgeye dönüştürdüğü 8 maddelik "Amasya
Tâmimi"nin özü şudur: "Milletin istiklâlini,
yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. Millî
Heyet'in Anadolu'da oluşturulması gereklidir."
Bu ifade, millî egemenliğin, memleketimizde ilk
defa yazılı belgede yer almasıdır.
-
Geri -
|