Mayıs 2002   Sayı: 45 "Ülkenin bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Haber
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   MAYIS 2002  

KURTULUŞA AÇILAN KAPI: 19 MAYIS'TA DOĞDU

Prof. Dr. İSMET GİRİTLİ

Atütürk aramızdan 60 yıldan fazla zaman önce ayrıldığına ve Türkiye Nüfusunun büyük çoğunluğu O'nu artık "Kişi Atatürk" olarak değil "Fikir Atatürk" olarak tanımak ve anlamak durumunda olduğuna göre, Mustafa Kemal Atatürk'ün öğreti ve eylem sistemini "düşünce Sistemi" olarak oluşturmak ve bu "Ulusal Modernleşme İdeolojisi"nin çoşku ve gücünü, Atatürk'ün bize en büyük emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin ve onun halkının çağdaş uygarlık düzeyine yükselmesinde uygulamak mecburiyetindeyiz.

Matem havası kalkmalı Esasen bizzat Atatürk, 1929'da "Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikrimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir" diyor ve başka bir münasebetle bu duygusunu şöyle geliştiriyordu: "İki Mustafa Kemal vardır: Biri "Ben", et ve kemik, geçici Mustafa Kemal. İkinci Mustafa Kemal'i ise "Ben" kelimesi ile ifade edemem; O ben değil biziz. O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz; geçici olmayan, yaşaması ve başarması gereken Mustafa Kemal odur.

Onun doğum günü diğer taraftan, 17 Mart 1981 tarihli ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun ile "Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı'nın Atatürk'ün Millî Mücadele'yi başlattığı 19 Mayıs'la birleştirilmesi çok yerinde olmuş ve bu suretle "19 Mayıs", Atatürk'ün hayatında izhar ettiği arzusuna da uygun şekilde "Atatürk'ün Doğum Günü" olarak tescil edilmiştir. Bilindiği gibi çağdaş ve uygar dünya, büyüklerini genellikle doğumlarında anmaktadır. örneğin, ABD'nin kurucusu ve ilk Başkanı George Washington'ın (1732-1799) doğum günü olan 2 Şubat, bu ülkede 1796'da, yani Washington henüz hayatta iken, Federal resmî tatil günü olarak kabul edilmiş ve bugüne kadar kutlana gelmiştir. Atatürk'ün doğum günü kesin olarak bilinmemekle birlikte, İngiltere Kralı VIII. Edward'ın, Ata'nın doğum gününü devrin Ankara'daki İngiltere Maslahatgüzarı Mr. Morgan aracılığı ile Dışişleri Bakanlığı'na sordurması üzerine, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'nin 12 Kasım 1936 tarihli yazısında, 19 Mayıs 1881'i Atatürk'ün doğum günü olarak bildirdiğini görüyoruz. Mustafa Kemal'e yakın olanlar, Ata'nın, "Doğum günümü ben de bilmiyorum, ama en münasibi 19 Mayıs olur" dediğini nakletmektedirler.
Gerçekten Mustafa Kemal, "Kurtarıcı" olarak 19 Mayıs'ta doğmuştur. Nitekim, Atatürk ve vatan şairi merhum Behçet Kemal Çağlar'ın, bu gerçeği "Samsun Güneşi" adlı şiirinde şöyle dile getirdiğini biliyoruz: Güneşler doğdu battı, yıldızlar söndü yandı. Ne bahtımız ağardı, ne kinimiz uyandı. Neden sonra ne yıldız, ne gün, ne hilâl gibi, Mustafa Kemal doğdu, Mustafa Kemal gibi. Özetlemek gerekirse, Atatürk'ün doğumunu 19 Mayıs 1981'den, yani Atatürk'ün 100. doğum yılından itibaren resmi tatil günü olarak "Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı" içinde kutlamaya başlayan Türk milleti, 10 Kasım 1998'den, yani Atatürk'ün 60. ölüm yılından itibaren Atasını 10 Kasımlarda ve 10 Kasım'ı içeren Atatürk Haftaları'nda da, yaptıklarını ve yapmak istediklerini vurgulayarak çoşku ve heyecanla anmalı ve fakat "Atatürk Olayı" sevinilecek bir olay olduğuna göre, 10 Kasım günlerini artık matem havasından süratle ve kesinlikle çıkarmalıdır. Mustafa Kemal'in 19 Mayıs 1919'da Samsun'dan başlayıp Amasya'ya, Erzurum'a, Sivas'a yönelen, daha sonra Ankara'ya ve 9 Eylül 1922'de İzmir'e ulaşan yolculuğundan Millî Mücadele tarihimiz doğmuştur. Mustafa Kemal'in 1919'da Samsun'da kaldığı Mıntıka Palas Oteli, bugün Mustafa Kemal Müzesi'dir. Anadolu toprağına İskele Dili'nde, 19 Mayıs 1919 sabahı ayak basan Mustafa Kemal, o sırada 38 yaşındaydı. İngilizler'in 200 kişilik bir işgal kuvvetinin ve Pontus eşkıyasının sokaklarda kol gezdiği Samsun'da, 19-25 Mayıs arasında geçen günler, Mustafa Kemal için rahat ve güvenlikli günler değildir. Bu sıralarda Ege'de Yunan kuvvetleri, İzmir'den sonra Manisa, Kasaba, Urla, Aydın, Bayındır, Tire taraflarını mukavemetsiz işgal etmişler, fakat 28 Mayıs'ta Ayvalık ve Ödemiş'te düşmana karşı ilk silâhlar patlamıştır. İşte böyle bir ortamda, Mustafa Kemal, 25 Mayıs 1919 günü, daha rahat çalışabilmek ümidiyle, Samsun'dan hareket ederek ve arkadaşlarıyla daha sonra Millî Mücadele marşı haline gelen "Gençlik Marşı"nı söyleyerek, 80 km içerdeki küçük, şirin bir kaplıca kasabası olan Havza'ya varır; maiyeti ile birlikte basit bir otele, Mesudiye Oteli'ne, yerleşir.
Bu küçük kasabanın ve otelin Mustafa Kemal'in yolculuğundaki önemi, ilk defa halkın içine karışmasıdır. Yörgüç Paşa Camii'nde, 30 Mayıs 1919'da, cuma namazı vakti, halkla karşı karşıyadır. Mustafa Kemal Havza'da anlamıştır ki, Çanakkale'deki Mustafa Kemal'in ün ve itibarı Anadolu'da da kendisi ile beraber yürüyecektir; bu ise önemli bir şeydir. Mustafa Kemal, Yörgüç Paşa Camii'nde her şeyi anlatır. Sözleri özetle şöyledir: "Evvela Allah'a, ondan sonra kendimize güvenmekten başka çaremiz yoktur." Mustafa Kemal'e göre, eğer dava bir milletin kurtuluş mücadelesi ise, o zaman milletle, milletin dili ile konuşmak lâzımdır. İşte Mustafa Kemal ilk temaslarını Havza'da yaptı ve ilk genelgesini 28-29 Mayıs 1919'da Mesudiye Oteli'nde yazarak, Havza telgrafhanesinden çekti. Bu genelgede, İzmir ve Ege'deki Yunan işgalinin uyandırdığı tehlikeye dikkatler çekilerek, milli protesto hareketlerinin ve mitinglerin başlaması isteniyordu.
Milletin azim ve kararıyla... Havza'daki çalışmaları 12 Haziran'a kadar süren Mustafa Kemal'in, karargâhı ile Amasya'ya hareket ettiğini görüyoruz. Aynı gün Amasya'ya varan Mustafa Kemal'i, halk, şehrin giriş tarafında, Gezilik'te karşıladı ve belediyeye gidildi. Mustafa Kemal, balkondan halka ilk açık konuşmasını yaptı. Sözlerinin özeti şudur: "Amasyalılar, Pahişah ve Hükûmet düşman elinde esirdir. Memleket elden gitmek üzeredir. Bu kötü vaziyete çare bulmak için sizlerle işbirliği yapmaya geldim." İlk hareket Amasya'dan başlıyordu. Abdurrahman Kâmil Hoca, cami minberinden halkı savaşa ve hakkını eline almaya davet ederken, biriktirdiği beş altınını, Millî Mücadele'ye ilk yardım olarak, Mustafa Kemal'e sunar. Amasya Müftüsü Hacı Tevfik Efendi ise, kurulan Müdafaa-i Hukuk Teşkilâtı'nın başına geçer. 21-22 Haziran 1919'da, Mustafa Kemal'in, mukavemet esaslarını yaveri Cevat Abbas'a dikte ederek yazılı bir belgeye dönüştürdüğü 8 maddelik "Amasya Tâmimi"nin özü şudur: "Milletin istiklâlini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. Millî Heyet'in Anadolu'da oluşturulması gereklidir." Bu ifade, millî egemenliğin, memleketimizde ilk defa yazılı belgede yer almasıdır.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |