Mayıs 2002   Sayı: 45 "Ülkenin bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Haber
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   MAYIS 2002  

AVRUPA BİRLİĞİ VE ÇAĞDAŞ UYGARLIK

Dr. ÖZTİN AKGÜÇ

Avrupa Birliği'ne (AB) üyelik ile çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma arasında, özür dilerim, kendimi zorlamama karşın örgütsel (organik) bir bağ kuramıyorum. AB, siyasal, ekonomik bölgesel bir örgüt. Bir ülke, bu örgütün dışında olsa da çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmış olabilir. dünyada bunun örnekleri var. Buna karşın AB'ye üye bir ülke çağdaş uygarlık düzeyini yakalayamamış olabilir. Türkiye için amaç, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak olmalıdır. Bu düzeye ulaşıldığında, AB'ye üye olma düşünülebilir, müzakere edilebilir, koşullar belirlenebilir.

AB'ye üyelik konusundaki tartışmalara Atatürk'ün adının karıştırılmasını, AB üyeliğinin Atatürkçülüğün bir gereği gibi sunulmasını, bir tür halk avcılığı olarak görüyoru
m

Atatürkçülükte "Batı", "Avrupa" bir simgedir. Çağdaş uygarlığın simgesi. Yoksa hangi koşulla olursa olsun Avrupa devletleri ile ortaklık kurulması, bütünleşilmesi konusunda belirlenmiş bir amaç değildir. Amaç bağımsız, saygın, çağdaş bir Türkiye yaratılmasıdır.
AB üyeliği, AB'ye katılım konusunda çeşitli anketler yapılmakta; liderler, işadamları kendi eğilim ve istekleri doğrultusunda açıklama yapmakta, anket sonuçlarını yorumlamaktadırlar. Halkoylaması yapılmış olmakla beraber, halkımızın önemli bir bölümünün en az yarıdan fazlasının AB üyeliğinden yana olduğu açıklanmaktadır.
Halkımızın büyük bir bölümünün AB konusunda fazla bilgisi olmamakla beraber, bir halkoylaması yapılması durumunda çoğunluğun, nedenler farklı da olsa AB'ye üyelikten yana oy kullanacağını tahmin ediyorum. Vatandaşlarımızın azımsanmayacak bir bölümü, AB'ye üyelikle serbest dolaşım hakkının doğacağını, Avrupa'da iş olanakları bulacakları umudunu taşıyor. Bazıları AB'ye üyelikle Avrupalı olunabileceğini sanıyor. Diğer bir bölüm, iç dinamiklerle toplumumuzun aşama yapamayacağını, ancak dış baskılarla, dış dinamiklerle ülkemizde demokrasinin yerleşeceğini, hukuk devletinin kurulabileceğini, ekonominin disiplin altına alınabileceğini düşünüyor. Konu hakkında daha fazla bilgisi olanlar da AB'nin dışında kalmaktansa, hangi koşulla olursa AB'ye girmeyi yeğleyenler var. AB'yi alternatif oluşumlara göre daha cazip görenler de AB'den yanalar. Bunlara belki başka nedenler eklenebilir.
Kanımca bu gibi beklentilerle, sanılarla, düşüncelerle AB'ye girilmez. İç dinamikler yetersiz, başka bir deyişle "Biz kendi irademizle aşama yapamayız, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşamayız, bir dış güç bizi zorlamalı, hatta gütmeli" görüşüne katılmıyorum. Duygusal nedenlerle değil; böyle bir görüşün, düşüncenin sonuç vermeyeceğini gözlemlediğim için. Ne yazık ki hükümetlerin tutumu, AB'den gelen istekler doğrultusunda, reform yaftası ile yasal düzenlemeler yapılması, dış baskılarla Türkiye'nin yönetilebileceği, iç dinamiklerin yetersiz olduğu görüşünü güçlendiriyor.
Bir ülke ancak iç dinamikleri ile gelişme gösterebilir, böyle bir gelişme sağlıklı ve kalıcı olur. Halkımızın önemi bir bölümünde son zamanlarda bir bezginlik, bir tepki, bir güven eksikliği gözleniyor. Bu durumu, yaşanan ekonomik bunalımla açıklayan yorumcular var. Ekonomik bunalım değil, ülkemizde yiyiciliğin, yolsuzluğun çeşitli nedenlerle cezasız, hatta takipsiz kalması, tepkilere, olumsuz davranış ve görüşlere yol açıyor. Vatandaş "Niçin özveri, çaba göstereyim, sonuçta bazı kişiler hortumluyor ve cezasız kalıyor" diye mevcut düzeni sorguluyor, eleştiriyor.
Toplumumuzun hem kendine hem de yöneticilere, liderlere güvenme ihtiyacı var. Çaba gösterildiğinde, özveride bulunulduğunda sorunların hafifleyeceğine inanması gerekiyor. Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak için güdüleme (motivasyon) dışında, eğitim düzeyinin yükseltilmesi, ekonomik alanda başarı kazanılması, bazı olumlu şeylerin yapılabileceğine, üretilebileceğine inanması gerekir.
Toplumda çaba sonucu başarıya ulaşma güdüsünün geliştirilmesi lazım. Ne yazık ki eğitim kurumlarımız, medya, liderlerimizin sergilediği davranışlar, toplumu olumlu yönde güdüleyemiyor.
Amaç, öncelikle çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak olmalıdır. Bu amaç için iç dinamikleri harekete geçirmek gerekir. AB, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak için bir araç olarak düşünülemez, bu yaklaşım gerçekçi de olmaz. Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşıldığında eğer AB'ye girmek isteniyorsa bu istek daha kolaylıkla, onurlu biçimde gerçekleştirilir.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |