Mart 2003  Sayı: 55 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   HAZİRAN 2003  

TÜRKİYE’Yİ AYAKTA TUTAN İKİ GÜÇ

Dr. ÖZTİN AKGÜÇ

Türkiye Cumhuriyeti’ni ayakta tutan, ayakta tutacak iki büyük güç, “Kemalizm ve halkımızın büyük bir bölümünün hala onurunu, özgüvenini, toprak ve yurtseverliğini yitirmemiş” olmasıdır. Yabancılar, ABD’Ii, AB’li dostlarımız bu gerçeği görmüş, bu iki ana sütun yıkılmadan, TC’nin parçalanamayacağını, kolay kolay dize getirilemeyeceğini, boynuna ip takılıp sürüklenemeyeceğini anlamışlardır. Bu nedenle stratejik ortaklarımızın, dostlarımızın çabaları, çeşitli oyunlarla, dayatmalarla, zaman zaman sahte gülücüklerle, sözde yardım ve desteklerle bu iki sütunu yıkma yönünde olmaktadır ve olacaktır.

Önceleri yerli işbirlikçi ve yardakçılarının da desteği ile Kemalizmin ömrünü doldurduğu, küreselleşme olgusu karşısında anlamını yitirdiği, tarihsel bir olgu olduğu savunulmuştur.Yine bu bağlamda Atatürkçü görüntüsü ile Kemalizmin içi boşaltılarak, gardırop Atatürkçülüğü olarak nitelendirilen biçimsel bir yapı verilmeye çalışılmış, bir tür törensel Atatürkçülük geliştirilmiştir. Şimdilerde yeni dayatma ya da sav Kemalist ideoloji ile AB üyeliğinin bağdaşmayacağı, Kemalizm ideolojisi ile AB üyesi olunamayacağıdır. Hollandalı Arie OostIander’in öneri ya da görüşleri, AB’ye giriş için yeni bir koşul dayatma ya da göz korkutmadır. ABD’Ii, AB’li dostlarımız Türkiye’nin bağımsızlığını koruma, onurlu bir ülke olma konusundaki son direnç noktalarını da kırma çabası içindedirler. Kendi çıkarları açısından haklıdırlar. Yerli işbirlikçilerinin de katkısı ile Türkiye’yi engelleme konusunda oldukça da başarılıdırlar.

Türkiye’de özellikle 1980 sonrası hızlanan bir yozlaşma, buna bağlı olarak, bu sözcüğü kullandığım için özür dilerim, ‘kıtıpiyoslaşma’ süreci yaşanmaktadır. Değer yargıları çarpıtılmakta, etik değerler ve kurallar bir yana itilmektedir. Yozlaşma, toplumun gelir düzeyi yüksek üst katmanlarında! daha belirgin biçimde gözlenmekte ve yaşanmaktadır.

Son yıllarda, özellikle de Irak savaşı öncesinde, toplumda bir de yılgınlık, çaresizlik, yalnız kalma korkusu, fobisi yaratılmaya ya da pekiştirilmeye çalışılmıştır, halen de çalışılmaktadır. “Borçluyuz, IMF den, ABD’den destek gelmezse, ekonomimiz bunalıma girer; bugüne dek yaşamadığımız boyutta krize gireriz; ABD ile ya da AB ile iyi geçinemezsek dışlanırız, dünyada yalnız kalırız, geri bir Ortadoğu ülkesi konumuna düşeriz”.  Benzer görüşleri, argümanları dinliyor, okuyor, izliyoruz. Bu tür moral bozucu, özgüveni azaltıcı, ABD ya da AB uyduluğuna özendirici yayınların tümüyle etkisiz kaldığı da söylenemez. En azından bazı kişilerde kuşkular doğurduğu, kafaları karıştırdığı da yadsınamaz.

Toplumun üst katmanlarını etkilemiş görün yozlaşma virüsünün, mikrobunun ne ölçüde toplumun tümünü, gelir düzeyi açısından alt katmanları da etkilediği bir soru işaretidir. Belki iyimserlik olarak nitelendirilebilir ama, yozlaşmanın yüzeyde kaldığı, toplumun derinliklerine inmediği savunulabilir. Bazı yazarları okudukça, emekli sivil ve asker bürokratları dinledikçe, kimi iş adamlarımızın çıkışlarını, davranışlarını gözlemledikçe artan kaygı, gelir düzeyi düşük, günlük geçimini sağlamada zorlanan kişilerle konuştukça azalmaktadır. Ülke sevgisinin, yardımlaşma duygusunun, özgüvenin, onurun insanımızda tümüyle tükenmediği görülmektedir. Tezkerenin kabul edilmemesi, ABD güçlerinin Irak’ta milis kuvvetler karşısında bile debelenmesi halkımızın özgüvenini arttırmıştır.

“Dünyada yalnızlığa itildik, dışlandık, ABD’den para gelmezse mahvoluruz, altı aya kalmaz büyük krizler yaşarız, ne İsa’ya ne Musa’ya yaranabildik, ABD bizi affetmez, hesabını sorar” gibi yayınlar ve görüşler, Pentagon ağzı ve yorumlar bazı densiz AB temsilcilerinin üslubu ve seviyesiz eleştiri ve öneriler yalnızca üst katmanlardaki yozlaşmayı, kıtıpiyoslaşmayı ortaya koymaktadır. Toplumun alt katmanları daha sağlamdır, sağlıklıdır. Bu olgu,Türkiye geleceği için güven vermektedir.

Türkiye iç ve dış ayartılara kapılarak Kemalizmin amaçlarından ödün vermemeli, toplumun bir bölümünü etkilemiş olan yozlaşma ve kıtıpiyoslaşmanın, toplumun sağlıklı katmanlarına sıçramasını, sirayetini de önlemeye çalışmalıdır.


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |