|
BARTHOLOMEOS,
RUHBAN OKULU VE EKÜMENİZM:
Patrik’in Faaliyetlerinden Notlar
SALİM GÖKÇEN
Uluslar arası düzeyde çevre konusuyla ilgili
yaptığı çalışmalarla tanınan Patrik Bartholomeos,
Fener Rum Patrikliğine geldiği 22 Ekim 1991
tarihinden bu yana, yurt içi ve uluslar arası
temaslarının yoğunluğu dikkat çekici boyutlarda
olan bir diplomat görüntüsü sergilemektedir.
Patrik’in bugüne kadar yapmış olduğu gezilerde,
pozisyonu gereği dinî içerikli temaları işlemesi
gerekirken, detaylı bir inceleme yapıldığında bu
gezilerin tamamen siyasî bir nitelik taşıdığı
görülmektedir.
Bartholomeos’nun, bugün Türkiye’ye karşı uluslar
arası baskıya dönüşen uluslar arası ziyaret
trafiği; Mısır’dan Yunanistan’a, Gürcistan’dan
Etiyopya’ya, İsrail’den Japonya’ya, Norveç’ten
Kore’ye, İran’dan Finlandiya’ya, İsveç’ten
Romanya’ya, Almanya’dan Belçika’ya,
Ermenistan’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne
vb. şeklinde uzayıp gitmektedir. Seyahatlerinde
çoğunlukla Yunanistan’ın tahsis ettiği, Olimpic
Hava yolları’na ait uçakları kullanan Patrik’in
neredeyse Türkiye Dışişleri Bakanı’ndan çok yurt
dışı teması bulunmaktadır.
Bartholomeos’nun yapmış olduğu yurt dışı
gezilerin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni
uluslar arası arenada ne kadar zor durumda
bıraktığını örneklerle açıklanmadan önce,
Patrik’in, üyesi olduğu Ortodoks Hiyerarşi’ye ve
Türkiye Cumhuriyeti yasaları karşısındaki
sorumluluklarının incelenmesi gerekir.
Dünyada yaklaşık 300 milyon civarında olan
Ortodoks kiliseleri hiyerarşik bir yapıdadır.
Ortodoks kiliselerinin dünya üzerindeki
dağılımı, aşağıdaki tablolar incelendiğinde daha
açık şekilde görülmektedir(1) (Tablolardaki
kuruluş ve teşkilâtlanma, yasal nitelik
taşımamakla birlikte, Lozan Antlaşması’nda
Türkiye’nin kabul ettiği şartlara da
uymamaktadır):
Birinci Grupta yer alan kiliseler patriklik
düzeyindedir. Antakya Ortodoks Kilisesi,
Türkiye’nin Antakya şehrinde değil, Suriye’nin
başkenti Şam’dadır. Bu dört patriklik arasında
İstanbul – bu adı kullanmak Ortodokslar arasında
yasaktır – Ortodoks Kilisesi, yani Fener Rum
Patrikhanesi, hem bu dört patriklik arasında,
hem de bütün Ortodoks kiliseleri arasında
tarihsel önceliği nedeniyle değil, Konstantin
tarafından kurulması sebebiyle eşitler arasında
ilktir.
İkinci Grupta yer alan kiliseler, Ulusal
Kiliselerdir. Yunanistan, Sofya’nın ve
Makedonya’nın Milli Kilise statüsünü kabul
etmemektedir. Bu grupta yer alan bir diğer
kilise Tiflis’teki Georgiyen Catholicat
Kilisesi’dir.
Üçüncü Grupta yer alan Ortodoks Kiliseleri’ne
Autosephalis Kiliseleri denir. Bunlar kendi
kilise işlerini ulusal düzeyde, patriklerden
bağımsız olarak yönlendirme hakkına sahip
kiliselerdir. Bu kiliseler, otonom olmalarına
rağmen, Patriklere bağlıdırlar. Kendilerini
ilgilendiren idari işlerde otonomdurlar, ancak,
dinsel konularda kendi başlarına ve Ortodoksluğu
bağlayıcı kararlar alamazlar. Kanada, Afrika ve
ABD metropolitlikleri de bu grup içerisinde yer
almaktadırlar.
Türkiye’de Rum-Ortodoks cemaati, İstanbul
Başpiskoposluğu’nun, Kadıköy, Gökçeada-Bozcaada,
Adalar ve Terkos (Tarabya) metropolitliklerinin
bulunduğu yerlerde yaşamaktadırlar. Diğer
metropolitlikler ise tarihi birer makamdır. St.
Synode makamları ise, Türkiye Cumhuriyeti
sınırları dahillinde olan 12 metropolitten
oluşmaktadır.(2)
Fener-Rum Patrikhanesi’ne bağlı metropolitlikler
ve başpiskoposlukları da aşağıdaki şekilde
şematize edilebilir.
Bunların dışında; Aynaroz Manastırlar Topluluğu,
Patmos Manastırı ve Eksarhlığı, Vlatadon ve Ayia
Anastasia Manastırları, Selanik Pateristik
Araştırmalar Kurumu, Cenevre Patrikhane Merkezi,
Girit Ortodoks Akademisi ve Kore Ortodoks
İerapostolik Kurumu da Fener Rum Patrikhanesi’ne
bağlı olarak çalışmaktadırlar.(3)
Yukarıda açıklamalı tablolar halinde verilmiş
olan hiyerarşik sistem içerisinde Fener
patriklikleri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti
yasaları çerçevesinde idarî açıdan, Eyüp
Kaymakamlığı’na, Fatih Savcılığına ve İstanbul
Valiliği’ne muhataptırlar. Çoğu cemaatsiz 18
metropolit tarafından seçilen kişi, patrik
olarak seçildiğinin onayını İstanbul
Valiliği’nden alır.(4) Buna göre, patriğin
Türkiye Cumhuriyeti Devleti içindeki en yüksek
dereceli muhatabı da İstanbul Valisi’dir.
Fener Rum patriklerinin, yasalara göre,(5)
Bakanlar Kurulu’nun izni olmadan uluslar arası
faaliyetlerde bulunmaması gerekirken,
Bartholomeos’nun bu zamana kadar yaptığı
girişimler, mevcut yasaları pek de dikkate
almadığını göstermektedir.
Bartholomeos, kendisinin Ekümenik Patrik sıfatı
ile kabul edilmesini istemekte ve bu alanda
uluslar arası kamuoyu oluşturma çalışmaları da
yapmaktan geri durmamaktadır. Oysa, Lozan’da
azınlıkların varlığı ve hakları kabul edilmiş ve
yapılan sözlü anlaşma gereği Fener Patrikhanesi
sadece azınlığın kilisesi olarak tanınmıştır.(6)
Lozan Antlaşması ile birlikte, Patrikhane’nin
idarî, siyasî ve yargısal yetkilerine de son
verilmiş ve sadece dinî bir kurum olarak kalması
sağlanmıştır.(7)
Bir azınlık kilisesinin ruhanî lideri olarak
görev alanı, gerek ulusal, gerekse uluslar arası
yasa ve anlaşmalardaki hükümler gereğince
çizilen Bartholomeos, yurt dışı gezilerinde ve
katıldığı toplantılarda: Ecumenical Patriarch
and Archbishop of Costantinople and New Rome’’
(Yeni Roma’nın ve İstanbul’un Başpiskoposu ve
Evrensel Patriği) sıfatını kullanmakta(8) ve bu
şekilde sorumlu olduğu yasaları da ihlâl
etmektedir. Kullanılan bu unvan, Lozan
görüşmelerine ve Lozan’da Türkiye’ye verilen
sözlere ters düşmektedir. Patriğin evrenselliği,
Türkiye tarafından kabul edilmediği gibi
İstanbul, İngilizce’de de Istanbul olarak
kullanılmaktadır. Bartholomeos’nun Costantinople
ismini kullanmakta ısrarlı olması, asıl amacının
ne olduğunun anlaşılması bakımından önemlidir.
Yeni Roma Patrikliği ise, açıkça Patrik’in Doğu
Roma İmparatorluğu özlemini göstermektedir.
Patrik Bartholomeos’nun yaptığı faaliyetlerle,
yurt dışı baskı unsurlarını ve bunları
Türkiye’nin hassas noktalarına karşı nasıl
kullanacağını çok iyi tespit ettiği
anlaşılmaktadır(9).
5 Mart 2002’de, son dört yıl içinde dördüncü ABD
ziyaretini gerçekleştiren Patrik Bartholomeos,
ABD’deki Ortodoks Başpiskoposluğu’nun kuruluş
yıldönümü kutlamalarına katılmış ve Washington,
Boston ve New York’taki Ortodoksları ziyaret
ettikten sonra, Başkan George W. Bush ve
Dışişleri Bakanı Collin Powell’a dinler arası
diyalog, terorizm ile mücadele, Fener Rum
Patrikhanesi’nin durumu, Heybeliada Ruhban
Okulu’nun kapalı olması ve İran’a yaptığı
ziyaret konusunda bilgi aktarmıştır(10).
Türkiye’de en yüksek muhatabı İstanbul Valisi
olan Patrik, sanki kendisinin asıl sorumlu
olduğu kişi ABD başkanlarıymış gibi sürekli bu
ülkeye ziyaretler yapmakta ve yaptığı
görüşmelerde, Türkiye’yi bir şekilde şikayet
etmektedir.
Patrik, İstanbul’a geldiğinde ABD ziyareti ile
ilgili olarak da şunları ifade etmiştir: Kendisi
sordu ‘Ne problemleriniz var, nasıl yardımcı
olabilirim?’ diye. Bu konuya değindiğimiz zaman,
tabii yardımlarını istedim. Bu okul meselesi,
bizim için çok önemlidir. Çünkü patrikhanemizin
akıbeti ile direkt olarak bağlantılıdır. Bin
yedi yüz sene bu topraklarda bulunan
patrikhanemiz gibi müessese, elemanlarını
yenileme, yeni ruhanileri, yeni ilahiyatçıları
yetiştirme imkanına sahip olmalıdır. Bu açıdan
bizim için çok önemlidir. Nasıl Müslüman
kardeşlerimizin, vatandaşlarımızın, kendi din
adamlarını yetiştirme imkanları varsa bizim de
bu imkanımız olmalıdır, dedik, kendisi de; ‘Eğer
devlet iradesi varsa okulun açılması için çözüm
bulunur’. demiştir. (11)
Bu seyahat ve kullanılan ifadeler sanki çok
normal ve sıradan bir hadise imiş gibi
görünmektedir. Ancak, Patrik’in 1991’den bu yana
yapmış olduğu ABD seyahatlerinin ardından,
Türkiye mutlaka ABD tarafından Patrikhane ve
Ruhban Okulu konusunda uyarılmaktadır. Lozan
Antlaşması’nın altında imzası olmayan tek batılı
ülke ABD’dir ve bu nedenle olsa gerek, Lozan’ın
Türkiye’nin taraf olduğu kurum ve ülkeleri
bağlayıcı özelliği, ABD tarafından tanınmamakta
ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı sürekli
bu antlaşmanın gerekleri ve zorlayıcı
hükümlerinin tam tersi uygulamalar yapması
istenmektedir.(12)
Patrik’in ABD seyahati tiraji-komik bir hadiseye
de sebep olmuştur ki, o da şudur;(13)
Bartholomeos, ABD seyahati öncesi, İstanbul
Valiliği’ne programını iletmiş ve skandal da
işte tam bu noktada ortaya çıkmıştır. Valiliğe
verilen 6 sayfalık bilgi notunun kapağında,
Bartholomeos’un sıfatı şu şekilde yer almıştır:
Ecumenical Patriarch and Archbishop of
Costantinople and New Rome’’. İstanbul Valiliği
Lozan Antlaşması’na aykırı olan söz konusu
ifadenin ne anlama geldiğini ya bilmiyor, ya da
önemsemiyor. Görünen o ki, ne Dışişleri
Bakanlığı, ne de Patrikhane’nin mali kayıtlarını
denetlemesi gereken Maliye Bakanlığı konuyla
pek ilgilenmiyor. Yetkili makamların belki de,
bu konuya ilgisiz kalmaları, bugünlere
gelinmesinde önemli bir etken olmuştur.
Bartholomeos, 3 Ekim 2002’de bu kez, Avrupa
Birliği Komisyonu Başkanı Romano Prodi ile
biraraya gelmiş ve Brüksel’de yaptıkları bir
saat süren görüşmede Prodi, Ruhban Okulu’nun
açılıp açılmadığını sormuş, Patrik de
açılmadığını söylemiştir. Bartholomeos’nun bu
görüşmenin ardından; Kopenhag zirvesinde
Türkiye’ye müzakere tarihi vermeyecekler,
temaslarımdan bunu anladım. Türkiye’den daha
cesur adımlar atmasını bekliyorlar,
demiştir.(14) Acaba Bartholomeos, Türkiye
Cumhuriyeti Devleti’nin bir dışişleri yetkilisi
mi, yoksa sadece İstanbul’daki 1500-2000 Rum’un
Azınlık Kilisesinin papazı mı? Verilen
beyanatlarla, bu sorunun acilen cevap bulması
gerekmektedir.
Patrik ve beraberindeki din adamları heyetini,
AB Komisyon Binası’nın dışına kadar çıkarak
karşıladığı belirtilen Romano Prodi’nin,
Rumların açılması için girişimlerini
sürdürdükleri, Heybeliada’daki Ruhban Okulu ile
yakından ilgilenerek, Türkiye-AB ilişkilerini
Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin yetkilisi
olmayan bir papazla görüşmesi oldukça
düşündürücüdür. Prodi - Bartholomeos
görüşmesinin AB Komisyonu programında,
İstanbul’dan Constantinopolis olarak bahsedilip,
verilen randevunun da, Mr. Prodi,
Constantinopolis patriğini kabul edecek”
şeklinde duyurulması ilginçtir. Bartholomeos, bu
görüşmeden sonra yaptığı açıklamada şunları
söylemiştir: Görüşme sırasında Türkiye’deki
azınlık hakları ve yabancı vakıflara verilen
hakların yeterli olmadığını anlattım. Daha fazla
şeyler bekliyoruz. Azınlıklara yeteri kadar
haklar verilmeli, verilenler yeterli değil. Ben
sayın Prodi’ye şahsen Türkiye’nin bir an önce
AB’ye girmesi gerektiğini söyledim. Bunu her
görüşmemde de dile getiriyorum. Türkiye’nin
AB’ye girmesi için dua ediyorum.
Bilindiği üzere, Bartholomeos-Prodi görüşmesi
yapıldığı günlerde Türkiye’de, azınlık hakları
ve yabancı vakıflara bazı haklar verildi.
Böylece mülk edinme hakkına kavuşan azınlıkların
gerçek amacının genişleme olduğu şeklinde bazı
iddialar da yine bu dönemde ortaya atıldı.
Bundan önce de Fener Rum Patrikhanesi’nin
çevresindeki bazı binaların resmiyette Rum
asıllı kişiler tarafından satın alındığı, fakat
satın alanların malî durumu buna müsait olmadığı
için aslında bunun Patrikhane adına yapıldığı
ileri sürülmüştü.
ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Robert Pearson da,
22 Ekim 2002 Salı günü Fener Rum Patrikhanesi’ne
ve Heybeliada’ya yaptığı ziyarette, ABD’nin
Heybeliada Ruhban Okulu’nun tekrar açılması ve
Patrikhane’ye bağlı bir eğitim kurumu olarak
faaliyet göstermesini sağlamak için Amerika’nın
desteğini yineleyerek, Bartholomeos’ya moral
vermiştir. Pearson, buradaki konuşmasında,
1971’de faaliyetine son verilen Heybeliada
Ruhban Okulu’nun açılmasının “Avrupa’ya ve
Amerika’ya Türkiye’nin uluslar arası özgürlük ve
hoşgörü değerlerini ithaf etmesi” bakımından
başarılı bir örnek teşkil edeceğini de
belirtmiştir(15).
Gördüğü ilgiden güç alarak gittiği bütün
ülkelerde Türkiye’yi dünya kamuoyuna şikayet
ederek, Türkiye’de hak arayamadıklarını ve
ikinci sınıf insan muamelesi gördüklerini iddia
eden Bartholomeos, bu şekilde, Lozan’da
oluşturulan hukukî statü gereği bir azınlık
kilisesinin dini lideri gibi değil, siyasi
kimliği olan bir devlet başkanı gibi faaliyet
göstermektedir.
Patrik Bartholomeos, Türkiye’nin Avrupa Birliği
ile entegrasyon girişimleri sürecinde, demeçler
vererek ve Avrupa Birliği nezdinde birtakım
girişimlerde bulunarak, Türk kamuoyunun sürekli
kafasını karıştırmıştır. Patrik, Türkiye’nin
Avrupa Birliği’ne üye olmasının yolunun,
Patrikhanenin statüsünün değiştirilmesi ve
Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasından
geçtiğini ifade eden açıklamalar yapmakta ve
temas kurduğu Avrupa Birliği ülkeleri devlet
adamlarının görüşlerini de örnek göstererek,
Türkiye’ye aba altında sopa göstermeye
çalışmaktadır. Elbette ki, bu temaslar ve
ifadeler, Türkiye’nin Patrik’e bir an evvel
görev alanı ve sorumlulukları konusunda gerekli
uyarıları yapmasını ve bazı yaptırımları
uygulamasını gerektirmektedir.
Patrik’in bu temaslarla ulaşmak istediği
hedefler bellidir, ancak Avrupa Birliği –
Patrikhane temasları gözden geçirildiğinde;
Patrikhane mi Avrupa Birliği’ni kullanıyor,
Avrupa Birliği mi Patrikhane’yi kullanıyor,
yoksa ortak menfaatler mi bunu gerektiriyor?
sorularının açıklığa kavuşturulması
gerekmektedir.
Avrupa Birliği’nin uluslararası hedeflerinden
birisi, Balkanlar’ın da kendilerinin arka
bahçesi haline gelmesidir. Bu konuda ilk adım,
1999 yılında kabul edilen Güneydoğu Avrupa Paktı
veya Balkan Paktı olarak adlandırılan oluşumlar
ile atılmıştır(16). Mevcut uluslar arası
konjonktür, ABD’nin sanki bu bölgeyi Avrupa
Birliği’ne bırakmış olduğu, ya da buradaki
faaliyetlere şimdilik göz yumduğu şeklindedir.
Avrupa Birliği’nin, Türkiye’den Patrikhane ve
Heybeliada Ruhban Okulu konularındaki talepleri
basit olarak bir papazın veya birlik üyesi
Yunanistan’ın istekleri değildir. Bu, Avrupa
Birliği’nin Balkan politikasının önemli
unsurlarından biridir. Balkanlar’da yaşayan
halkların önemli bir bölümü Ortodoks’tur ve
bölgede Avrupa Birliği ile Rusya arasında bir
menfaat çatışması bulunmaktadır. Yunanistan
dışındaki Avrupa Birliği ülkelerinde Ortodoks
sayısı oldukça azdır. Ancak, eğer Fener Rum
Patrikhanesi’ne Vatikan benzeri evrensel bir
nitelik kazandırılabilirse ve Heybeliada Ruhban
Okulu yeniden açılıp özellikle Balkanlar için
papaz yetiştirebilirse, Avrupa Birliği’nin
Balkanlar’daki gücü ve etkinliği daha da
artacaktır. Avrupa Birliği’nin, genişleme
sürecine bazı Balkan ülkelerini de dahil etmesi,
Balkan politikasının yansımalarındandır.
Bunun yanında, Patrikhane’nin isteklerine
yabancı kalmayan Avrupa Parlamentosu da,
dünyanın dört bir tarafındaki milyonlarca
Ortodoks Hıristiyan için İstanbul’daki
Partikhane’nin önemini göz önünde bulundurarak
-Fener Rum Patrikhanesi’nin tam olarak korunması
konusunda- Türkiye’ye baskı yapmaktan geri
durmamıştır. Avrupa Parlamentosu, Patrikhane’nin
ve diğer dinsel yerlerin binalarının korunması
ve gerekli önlemleri alması için Türkiye’ye
çağrıda bulunmuş(17)ve Heybeliada Ruhban
Okulu’nun derhal yeniden açılmasını
isteyerek(18), bu konuda Türkiye’nin gerekli
uygulamaları hayata geçirmesini istemiştir.
Aynı zamanda Avrupa Komisyonu da, 2000 Yılına
İlişkin İlerleme Raporu’nda; Heybeliada Ruhban
Okulu’nun kapalı kalması konusu da dahil olmak
üzere, 1923 Lozan Andlaşması kapsamında
olsun-olmasın, Müslüman olmayan bütün kesimlerin
somut taleplerinin gerektiği gibi incelenmesi
gerektiğini¯ belirtmiştir(19).
Avrupa Komisyonu, bu konuda Türkiye’yi şöyle
eleştirmektedir:
Hıristiyan kiliseleri, özellikle mülkiyetle
ilgili olarak, zorluklarla karşı karşıya
bulunmaya devam etmektedir. Heybeliada’daki
Ortodoks Ruhban Okulu’nun 1971 yılında
kapatılması konusunda bir ilerleme
bildirilmemiştir. Çeşitli kiliselerin yasal
statülerinin tanınmamış olması, dini personelin
Türkiye’ye erişebilmesi de dahil olmak üzere,
bazı kısıtlamalar yaratmaktadır.(20)
Fener Patrikhanesi’nin ekümeniklik vasfı elde
etmesi ve Vatikan statüsüne kavuşmasında,
yukarıda kısaca anlatmaya çalıştığımız
Patrikhane’nin ve temas kurduğu ülkelerin,
Türkiye’nin yapmasını arzu ettikleri isteklerin
yerine getirilmesi, bu yolda önemli kilometre
taşlarıdır.
Bartholomeos, 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları
Kanunu(21)ve 12 Ocak 1971 tarihli Anayasa
Mahkemesi Kararı(22) ile kapatılmış olan
Heybeliada Ruhban Okulu(23)’nun tekrar açılması
yolunda yürüttüğü faaliyetler neticesinde,
Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere hemen
hemen bütün Hıristiyan ülkelerin temsilcileri,
ne zaman Türkiye’yi ziyaret etseler ya da
Türkiye’nin bulunduğu herhangi bir platformda
bulunsalar, mutlaka Ruhban Okulu’nu gündeme
getirmektedirler.
Bartholomeos’nun ısrarcı bir şekilde,
“Heybeliada Ruhban Okulu açılmalıdır ve dünyanın
her tarafından öğrenci alabilmelidir. Türkiye
Cumhuriyeti Devleti’nin bu okul üzerinde hiçbir
şekilde denetim hakkı olmamalıdır. Patrik ve
Patriğe bağlı Metropolitlerde Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşı olma şartı kaldırılmalıdır
isteklerini dile getirmesinin altında Ekümenizm
yatmaktadır.
Patrikhane, Ortodoks azınlığın dinî
ihtiyaçlarını karşılayan tamamıyla Türkiye
Cumhuriyeti yasalarına tabî dinî bir
müessesedir. Tüzel bir kişiliği yoktur. Bu
nedenle, Türk Medeni Kanunu’nun, ancak gerçek ve
tüzel kişilere tanıdığı okul, vakıf, dernek gibi
kuruluşları kurmak, yönetmek ve denetlemek gibi
bir hakkı da bulunmamaktadır.
Patrikhane ve St. Synode Meclisi’nin tüzel
kişiliğinin bulunmamasından dolayı, 625 Sayılı
Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 1. maddesine
göre özel öğretim kurumu da açamazlar. Din
görevlilerinin özel okullarda değil, devlet
okullarında yetiştirilmesi; Anayasa, Anayasa
Mahkemesi Kararı, Yüksek Öğretim Kurumları
Kanunu ve Milli Eğitim Temel Kanunu ile
düzenlenmiştir(24).
Patrik’in, sadece dinî eğitim vermesi gereken
bir kurumun, devletin denetimi altında faaliyet
göstermesine rıza göstermemesinin nedenlerini
anlamak güçtür. Ancak, patriğin ve kendisine
bağlı 12 metropolitin Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşı olma şartlarının da kaldırılması
isteği göz önünde bulundurulduğunda, amacın ne
olduğu açık bir şekilde görülecektir.
Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi
Erenerol, bir televizyon kanalında kendisiyle
yapılan söyleşide(25), Ruhban Okulu ile ilgili
olarak: “Heybeliada Ruhban Okulu hiçbir zaman
kapanmadı. Sadece; ‘yüksek okullar özel olamaz,
devletleştirilmeli’ dendi. Özellikle dini
okullar için geçerliydi bu yasa. Burada Fener
Rum Patrikhanesi’ne bir teklif yapıldı. Siz
bugün eğitiminizi bizim ilahiyat
fakültelerimizden birisine bağlı olarak devam
ettirin, denildi. Fakat onların amacı din
eğitimi yapmak değil. Tamamiyle siyasi bir
mekanizmanın bir kolunu oluşturmaktır. Ruhban
Okulu, Patrikhane’ye ekümenik patrik statüsünü
kazandırmak için gerekli. Bu uğurda Cumhuriyet
yasalarına uymadılar. Ruhban Okulu’nun bir
üniversiteye bağlanmasını kabul etmediler, açık
bıraktılar. 71’den 72’ye kadar bir yıl eğitim
yapıldı. Daha sonra Patrikhane, öğrenci
bulunamadığı için hükümete ‘biz bu okulu
kapatacağız’ diye başvurdu.” şeklinde
konuşmuştur.
Fener Rum Patrikhanesi, tüzel bir kişilik
kazanırsa, Bartholomeos’nun amaçları
doğrultusunda çok büyük hukukî imkânlara sahip
olacaktır. Bu şekilde Patrikhane; “Dava açma,
mal edinme, vakıf ve dernek kurma, Ayasofya’nın
Patrikhane’ye devri dahil tüm eski Ortodoks mal
ve mülklerinin geri alınması, İstanbul dışındaki
eski akropolitliklerini resmen tanıtma,
yeryüzündeki bütün Ortodoks Patrikleri ile
bağımsız kiliselerin ve bunlara bağlı tüm
kiliselerin evrensel tahtı, Ekümenik Patriklik
olarak yurt içinde ve dışında tanınma, Devlet
Başkanı statüsünde protokolün ön sıralarında yer
alma’’ gibi birçok hak elde etmiş olacaktır.
Yine bu şekilde, Ayasofya dahil, bütün camiye
dönüştürülmüş kiliselerin tekrar eski
işlevlerine döndürülmesi, İstanbul ve
Türkiye’nin dünya Ortodoksluğunun merkezi
yapılarak Türkiye üzerinde III. Roma’nın
(Patriğe göre Yeni Roma) kurulması bir hayal
olmaktan çıkacak, Yunan Megali İdeası
gerçekleşme yolunda hız kazanacaktır(26).
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hiçbir din ve
kültürü baskı altına almamayı ilke edinerek,
bunu anayasal bir hak haline dönüştürmüştür.
Fener Rum Patrikhanesi de, Türkiye’nin söz
konusu iyi niyet politikası sayesinde varlığını
bugüne kadar sürdürmüştür. Ancak Patrik
Bartholomeos’nun, göreve geldiği günden bu yana
yapmış olduğu faaliyetler, Patrik’in nereye
doğru koştuğu konusunda bize bazı ipuçları
vermektedir.
Son olarak, Bartholomeos’nun asıl amacının ne
olduğunu ve yapmış olduğu çalışmalarla nereye
varmak istediğini anlatan ifadelerden birisi ile
değerlendirme bitirilecektir. Geçtiğimiz
günlerde vefat eden Türk Ortodoks Patriği Selçuk
Erenerol 1994 yılında bir sempozyumda şunları
söylemiştir(27): “Bartholomeos, Ekümenik Patrik
unvanına sahip olur olmaz ilk icraat olarak
Ruhban Okulu’nu açacaktır. Ruhbanlar için
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olma zorunluluğu
kalkacak, dolayısıyla dışarıdan öğrenci ithal
edecekler. En korkulan nokta ise bunun Vatikan
usulü olmasıdır. Bu noktaya gelindiği an
‘İstanbul bizimdir’ deyip mal varlıklarını talep
edecekler. Atina’da Rum mal varlığı ile ilgili
çalışmalar vardır. Uygun bir zamanda Lahey
Adalet Divanı’na gideceklerdir”.
DİPNOTLAR
* Atatürk Üniversitesi, Erzurum.
1. Aytunç Altındal, Türkiye ve
Ortodokslar, Anahtar Kitaplar, İstanbul, 1995,
s.50-51.
2. Yorgo Benlisoy-Elçin Macar, Fener
Patrikhanesi, Ayraç Yay., Ankara, 1996, s.60.
3. Benlisoy-Macar, Fener Patrikhanesi,
s.63.
4. Altındal, Türkiye ve Ortodokslar, s.89.
5. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Lozan
Andlaşması, 3335 Sayı ve 26 Mart 1987 Tarihli
Yasa, 2908 Sayılı Dernekler Kanunu, Türk Medeni
Kanunu’na göre kurulan Vakıfların eylemlerini
düzenleyen 25 Temmuz 1970 Tarih ve 7-1066 Sayılı
Tüzük. http://www.enfal.de/tarih10.htm. (20
Mayıs 1999).
6. Lozan Konferansları /
Tutanaklar-Belgeler, (haz. Seha L. Meray-Osman
Olcay), Takım:1, c.I Kitap:1, AÜSBF Yay. Ankara,
1969, s.328-329.
7. Halit Ertuğrul, Osmanlı’dan Günümüze
Azınlık ve Yabancılarla İlgili Yapılan Hukukî
Düzenlemeler¯, Askeri Tarih Bülteni, S:47,
(Ağustos 1999), s.33. Taha Akyol, Lozan’da
Üniter Devlet¯, Milliyet-Gazete Pazar, (23
Ağustos 1998).
8. Suat İlhan, Patrikhane’de Neler
Oluyor¯, http://www.osmanli.org.tr/ (06 Ocak
2003).
9. Taha Akyol, Patrikhane ve ABD,
Milliyet, (27 Nisan 1994).
10. Akşam (12 Mart 2002).
11. Akşam (12 Mart 2002), Zaman, 12 Mart
2002).
12. Nokta, S:37, (4-10 Eylül 1994), s.28.
13. Murat Çelik, Heybeliada’dan
Washington’a, Star, (14 Mart 2002).
14. http://www.aydinlik.com (19 Ocak 2003).
15. http://www.avsam.org/gunlukbulten/arsiv/23102002.htm,
(15 Aralık 2002).
16. Yıldırım Koç, Avrupa Birliği’nin Yayılma
Stratejileri ve Türkiye’den Talepleri,
http://www.aydinlik.com, (14 Nisan 2002).
17. European Parliament, Resolution on
Violations of Religious Freedom in Turkey (BA-1132,
1134, 1156, 1163 and 1179/96), (24 Ekim 1996).
18. European Parliament, Resolution on
Violations of Religious Freedom in Turkey (BA-1132,
1134, 1156, 1163 and 1179/96), (24 Ekim 1996).
19. Commission of the European Communities,
Turkey 2000 / 2000 Regular Report from the
Commission on Turkey’s Progress Towards
Accession, 8 November 2000, s.18.
20. Commission of the European Communities,
2001 Regular Report on Turkey’s Progress Towards
Accession (SEC(2001) 1756), 13 November 2001,
s.27.
21. DÜSTUR, Beşinci Tertip, c.IV, Üçüncü
Kitap, (16 Nisan 1965-8 Ekim 1965), s.2847-2855.
22. Resmi Gazete, Sayı: 13790, (26 Mart
1971). Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, S:9,
Ankara, 1972, s.131-193.
23. Emre Özyılmaz, Heybeliada Ruhban Okulu,
Tamga Yay, Ankara, 2000.
24. Nokta, S:37, (4-10 Eylül 1994), s.27.
25. Ulusal Kanal, (08 Aralık 2000).
26. Suat İlhan, Patrikhane’de Neler Oluyor¯,
http://www.osmanli.org.tr/ (06 Ocak 2003)
27. http://www.enfal.de/tarih10.htm
(20.05.1999).
Abonelik için tıklayınız.
- Geri - |