Mart 2003  Sayı: 55 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   HAZİRAN 2003  
BARTHOLOMEOS,
RUHBAN OKULU VE EKÜMENİZM:
Patrik’in Faaliyetlerinden Notlar

SALİM GÖKÇEN

Uluslar arası düzeyde çevre konusuyla ilgili yaptığı çalışmalarla tanınan Patrik Bartholomeos, Fener Rum Patrikliğine geldiği 22 Ekim 1991 tarihinden bu yana, yurt içi ve uluslar arası temaslarının yoğunluğu dikkat çekici boyutlarda olan bir diplomat görüntüsü sergilemektedir.

Patrik’in bugüne kadar yapmış olduğu gezilerde, pozisyonu gereği dinî içerikli temaları işlemesi gerekirken, detaylı bir inceleme yapıldığında bu gezilerin tamamen siyasî bir nitelik taşıdığı görülmektedir.

Bartholomeos’nun, bugün Türkiye’ye karşı uluslar arası baskıya dönüşen uluslar arası ziyaret trafiği; Mısır’dan Yunanistan’a, Gürcistan’dan Etiyopya’ya, İsrail’den Japonya’ya, Norveç’ten Kore’ye, İran’dan Finlandiya’ya, İsveç’ten Romanya’ya, Almanya’dan Belçika’ya, Ermenistan’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne vb. şeklinde uzayıp gitmektedir. Seyahatlerinde çoğunlukla Yunanistan’ın tahsis ettiği, Olimpic Hava yolları’na ait uçakları kullanan Patrik’in neredeyse Türkiye Dışişleri Bakanı’ndan çok yurt dışı teması bulunmaktadır.

Bartholomeos’nun yapmış olduğu yurt dışı gezilerin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni uluslar arası arenada ne kadar zor durumda bıraktığını örneklerle açıklanmadan önce, Patrik’in, üyesi olduğu Ortodoks Hiyerarşi’ye ve Türkiye Cumhuriyeti yasaları karşısındaki sorumluluklarının incelenmesi gerekir.

Dünyada yaklaşık 300 milyon civarında olan Ortodoks kiliseleri hiyerarşik bir yapıdadır. Ortodoks kiliselerinin dünya üzerindeki dağılımı, aşağıdaki tablolar incelendiğinde daha açık  şekilde görülmektedir(1) (Tablolardaki kuruluş ve teşkilâtlanma, yasal nitelik taşımamakla birlikte, Lozan Antlaşması’nda Türkiye’nin kabul ettiği şartlara da uymamaktadır):

Birinci Grupta yer alan  kiliseler patriklik düzeyindedir. Antakya Ortodoks Kilisesi, Türkiye’nin Antakya şehrinde değil, Suriye’nin başkenti Şam’dadır. Bu dört patriklik arasında İstanbul – bu adı kullanmak Ortodokslar arasında yasaktır – Ortodoks Kilisesi, yani Fener Rum Patrikhanesi, hem bu dört patriklik arasında, hem de bütün Ortodoks kiliseleri arasında tarihsel önceliği nedeniyle değil, Konstantin tarafından kurulması sebebiyle eşitler arasında ilktir.

İkinci Grupta yer alan kiliseler, Ulusal Kiliselerdir. Yunanistan, Sofya’nın ve Makedonya’nın Milli Kilise statüsünü kabul etmemektedir. Bu grupta yer alan bir diğer kilise Tiflis’teki Georgiyen Catholicat Kilisesi’dir.

Üçüncü Grupta yer alan Ortodoks Kiliseleri’ne Autosephalis Kiliseleri denir. Bunlar kendi kilise işlerini ulusal düzeyde, patriklerden bağımsız olarak yönlendirme hakkına sahip kiliselerdir. Bu kiliseler, otonom olmalarına rağmen, Patriklere bağlıdırlar. Kendilerini ilgilendiren idari işlerde otonomdurlar, ancak, dinsel konularda kendi başlarına ve Ortodoksluğu bağlayıcı kararlar alamazlar. Kanada, Afrika ve ABD metropolitlikleri de bu grup içerisinde yer almaktadırlar.

Türkiye’de Rum-Ortodoks cemaati, İstanbul Başpiskoposluğu’nun, Kadıköy, Gökçeada-Bozcaada, Adalar ve Terkos (Tarabya) metropolitliklerinin bulunduğu yerlerde yaşamaktadırlar. Diğer metropolitlikler ise tarihi birer makamdır. St. Synode makamları ise, Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahillinde olan 12 metropolitten oluşmaktadır.(2)

Fener-Rum Patrikhanesi’ne bağlı metropolitlikler ve başpiskoposlukları da aşağıdaki şekilde şematize edilebilir.

Bunların dışında; Aynaroz Manastırlar Topluluğu, Patmos Manastırı ve Eksarhlığı, Vlatadon ve Ayia Anastasia Manastırları, Selanik Pateristik Araştırmalar Kurumu, Cenevre Patrikhane Merkezi, Girit Ortodoks Akademisi ve Kore Ortodoks İerapostolik Kurumu da Fener Rum Patrikhanesi’ne bağlı olarak çalışmaktadırlar.(3)

Yukarıda açıklamalı tablolar halinde verilmiş olan hiyerarşik sistem içerisinde Fener patriklikleri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti yasaları çerçevesinde idarî açıdan, Eyüp Kaymakamlığı’na, Fatih Savcılığına ve İstanbul Valiliği’ne muhataptırlar. Çoğu cemaatsiz 18 metropolit tarafından seçilen kişi, patrik olarak seçildiğinin onayını İstanbul Valiliği’nden alır.(4) Buna göre, patriğin Türkiye Cumhuriyeti Devleti içindeki en yüksek dereceli muhatabı da İstanbul Valisi’dir.

Fener Rum patriklerinin, yasalara göre,(5) Bakanlar Kurulu’nun izni olmadan uluslar arası faaliyetlerde bulunmaması gerekirken, Bartholomeos’nun bu zamana kadar yaptığı girişimler, mevcut yasaları pek de dikkate almadığını göstermektedir.

Bartholomeos, kendisinin Ekümenik Patrik sıfatı ile kabul edilmesini istemekte ve bu alanda uluslar arası kamuoyu oluşturma çalışmaları da yapmaktan geri durmamaktadır. Oysa, Lozan’da azınlıkların varlığı ve hakları kabul edilmiş ve yapılan sözlü anlaşma gereği Fener Patrikhanesi sadece azınlığın kilisesi olarak tanınmıştır.(6) Lozan Antlaşması ile birlikte, Patrikhane’nin idarî, siyasî ve yargısal yetkilerine de son verilmiş ve sadece dinî bir kurum olarak kalması sağlanmıştır.(7)

Bir azınlık kilisesinin ruhanî lideri olarak görev alanı, gerek ulusal, gerekse uluslar arası yasa ve anlaşmalardaki hükümler gereğince çizilen Bartholomeos, yurt dışı gezilerinde ve katıldığı toplantılarda: Ecumenical Patriarch and Archbishop of Costantinople and New Rome’’ (Yeni Roma’nın ve İstanbul’un Başpiskoposu ve Evrensel Patriği) sıfatını kullanmakta(8) ve bu şekilde sorumlu olduğu yasaları da ihlâl etmektedir. Kullanılan bu unvan, Lozan görüşmelerine ve Lozan’da Türkiye’ye verilen sözlere ters düşmektedir. Patriğin evrenselliği, Türkiye tarafından kabul edilmediği gibi İstanbul, İngilizce’de de Istanbul olarak kullanılmaktadır. Bartholomeos’nun Costantinople ismini kullanmakta ısrarlı olması, asıl amacının ne olduğunun anlaşılması bakımından önemlidir. Yeni Roma Patrikliği ise, açıkça Patrik’in Doğu Roma İmparatorluğu özlemini göstermektedir.

Patrik Bartholomeos’nun yaptığı faaliyetlerle, yurt dışı baskı unsurlarını ve bunları Türkiye’nin hassas noktalarına karşı nasıl kullanacağını çok iyi tespit ettiği anlaşılmaktadır(9).

5 Mart 2002’de, son dört yıl içinde dördüncü ABD ziyaretini gerçekleştiren Patrik Bartholomeos, ABD’deki Ortodoks Başpiskoposluğu’nun kuruluş yıldönümü kutlamalarına katılmış ve Washington, Boston ve New York’taki Ortodoksları ziyaret ettikten sonra, Başkan George W. Bush ve Dışişleri Bakanı Collin Powell’a dinler arası diyalog, terorizm ile mücadele, Fener Rum Patrikhanesi’nin durumu, Heybeliada Ruhban Okulu’nun kapalı olması ve İran’a yaptığı ziyaret konusunda bilgi aktarmıştır(10).

Türkiye’de en yüksek muhatabı İstanbul Valisi olan Patrik, sanki kendisinin asıl sorumlu olduğu kişi ABD başkanlarıymış gibi sürekli bu ülkeye ziyaretler yapmakta ve yaptığı görüşmelerde, Türkiye’yi bir şekilde şikayet etmektedir.

Patrik, İstanbul’a geldiğinde ABD ziyareti ile ilgili olarak da şunları ifade etmiştir: Kendisi sordu ‘Ne problemleriniz var, nasıl yardımcı olabilirim?’ diye. Bu konuya değindiğimiz zaman, tabii yardımlarını istedim. Bu okul meselesi, bizim için çok önemlidir. Çünkü patrikhanemizin akıbeti ile direkt olarak bağlantılıdır. Bin yedi yüz sene bu topraklarda bulunan patrikhanemiz gibi müessese, elemanlarını yenileme, yeni ruhanileri, yeni ilahiyatçıları yetiştirme imkanına sahip olmalıdır. Bu açıdan bizim için çok önemlidir. Nasıl Müslüman kardeşlerimizin, vatandaşlarımızın, kendi din adamlarını yetiştirme imkanları varsa bizim de bu imkanımız olmalıdır, dedik, kendisi de; ‘Eğer devlet iradesi varsa okulun açılması için çözüm bulunur’. demiştir. (11)

Bu seyahat ve kullanılan ifadeler sanki çok normal ve sıradan bir hadise imiş gibi görünmektedir. Ancak, Patrik’in 1991’den bu yana yapmış olduğu ABD seyahatlerinin ardından, Türkiye mutlaka ABD tarafından Patrikhane ve Ruhban Okulu konusunda uyarılmaktadır. Lozan Antlaşması’nın altında imzası olmayan tek batılı ülke ABD’dir ve bu nedenle olsa gerek, Lozan’ın Türkiye’nin taraf olduğu kurum ve ülkeleri bağlayıcı özelliği, ABD tarafından tanınmamakta ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı sürekli bu antlaşmanın gerekleri ve zorlayıcı hükümlerinin tam tersi uygulamalar yapması istenmektedir.(12)

Patrik’in ABD seyahati tiraji-komik bir hadiseye de sebep olmuştur ki, o da şudur;(13) Bartholomeos,  ABD seyahati öncesi, İstanbul Valiliği’ne programını iletmiş ve skandal da işte tam bu noktada ortaya çıkmıştır. Valiliğe verilen 6 sayfalık bilgi notunun kapağında, Bartholomeos’un sıfatı şu şekilde yer almıştır: Ecumenical Patriarch and Archbishop of Costantinople and New Rome’’. İstanbul Valiliği Lozan Antlaşması’na aykırı olan söz konusu ifadenin ne anlama geldiğini ya bilmiyor, ya da önemsemiyor. Görünen o ki, ne Dışişleri Bakanlığı, ne de Patrikhane’nin mali kayıtlarını denetlemesi gereken Maliye Bakanlığı  konuyla pek ilgilenmiyor. Yetkili makamların belki de, bu konuya ilgisiz kalmaları, bugünlere gelinmesinde önemli bir etken olmuştur.

Bartholomeos, 3 Ekim 2002’de bu kez, Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Romano Prodi ile biraraya gelmiş ve Brüksel’de yaptıkları bir saat süren görüşmede Prodi, Ruhban Okulu’nun açılıp açılmadığını sormuş, Patrik de açılmadığını söylemiştir. Bartholomeos’nun bu görüşmenin ardından; Kopenhag zirvesinde Türkiye’ye müzakere tarihi vermeyecekler, temaslarımdan bunu anladım. Türkiye’den daha cesur adımlar atmasını bekliyorlar, demiştir.(14) Acaba Bartholomeos, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir dışişleri yetkilisi mi, yoksa sadece İstanbul’daki 1500-2000 Rum’un Azınlık Kilisesinin papazı mı? Verilen  beyanatlarla, bu sorunun acilen cevap bulması gerekmektedir.

Patrik ve beraberindeki din adamları heyetini, AB Komisyon Binası’nın dışına kadar çıkarak karşıladığı belirtilen Romano Prodi’nin, Rumların açılması için girişimlerini sürdürdükleri, Heybeliada’daki Ruhban Okulu ile yakından ilgilenerek, Türkiye-AB ilişkilerini Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin yetkilisi olmayan bir papazla görüşmesi oldukça düşündürücüdür. Prodi - Bartholomeos görüşmesinin AB Komisyonu programında, İstanbul’dan Constantinopolis olarak bahsedilip, verilen randevunun da, Mr. Prodi, Constantinopolis patriğini kabul edecek” şeklinde duyurulması ilginçtir. Bartholomeos, bu görüşmeden sonra yaptığı açıklamada şunları söylemiştir: Görüşme sırasında Türkiye’deki azınlık hakları ve yabancı vakıflara verilen hakların yeterli olmadığını anlattım. Daha fazla şeyler bekliyoruz. Azınlıklara yeteri kadar haklar verilmeli, verilenler yeterli değil. Ben sayın Prodi’ye şahsen Türkiye’nin bir an önce AB’ye girmesi gerektiğini söyledim. Bunu her görüşmemde de dile getiriyorum. Türkiye’nin AB’ye girmesi için dua ediyorum.

Bilindiği üzere, Bartholomeos-Prodi görüşmesi yapıldığı günlerde Türkiye’de, azınlık hakları ve yabancı vakıflara bazı haklar verildi. Böylece mülk edinme hakkına kavuşan azınlıkların gerçek amacının genişleme olduğu şeklinde bazı iddialar da yine bu dönemde ortaya atıldı. Bundan önce de Fener Rum Patrikhanesi’nin çevresindeki bazı binaların resmiyette Rum asıllı kişiler tarafından satın alındığı, fakat satın alanların malî durumu buna müsait olmadığı için aslında bunun Patrikhane adına yapıldığı ileri sürülmüştü.

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Robert Pearson da, 22 Ekim 2002 Salı günü Fener Rum Patrikhanesi’ne ve Heybeliada’ya yaptığı ziyarette, ABD’nin Heybeliada Ruhban Okulu’nun tekrar açılması ve Patrikhane’ye bağlı bir eğitim kurumu olarak faaliyet göstermesini sağlamak için Amerika’nın desteğini yineleyerek, Bartholomeos’ya moral vermiştir. Pearson, buradaki konuşmasında, 1971’de faaliyetine son verilen Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasının “Avrupa’ya ve Amerika’ya Türkiye’nin uluslar arası özgürlük ve hoşgörü değerlerini ithaf etmesi” bakımından başarılı bir örnek teşkil edeceğini de belirtmiştir(15).

Gördüğü ilgiden güç alarak gittiği bütün ülkelerde Türkiye’yi dünya kamuoyuna şikayet ederek, Türkiye’de hak arayamadıklarını ve ikinci sınıf insan muamelesi gördüklerini iddia eden Bartholomeos, bu şekilde, Lozan’da oluşturulan hukukî statü gereği bir azınlık kilisesinin dini lideri gibi değil, siyasi kimliği olan bir devlet başkanı gibi faaliyet göstermektedir.

Patrik Bartholomeos, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile entegrasyon girişimleri sürecinde, demeçler vererek ve Avrupa Birliği nezdinde birtakım girişimlerde bulunarak, Türk kamuoyunun sürekli kafasını karıştırmıştır. Patrik, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üye olmasının yolunun, Patrikhanenin statüsünün değiştirilmesi ve Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasından geçtiğini ifade eden açıklamalar yapmakta ve temas kurduğu Avrupa Birliği ülkeleri devlet adamlarının görüşlerini de örnek göstererek, Türkiye’ye aba altında sopa göstermeye çalışmaktadır. Elbette ki, bu temaslar ve ifadeler, Türkiye’nin Patrik’e bir an evvel görev alanı ve sorumlulukları konusunda gerekli uyarıları yapmasını ve bazı yaptırımları uygulamasını gerektirmektedir.

Patrik’in bu temaslarla ulaşmak istediği hedefler bellidir, ancak Avrupa Birliği – Patrikhane temasları gözden geçirildiğinde; Patrikhane mi Avrupa Birliği’ni kullanıyor, Avrupa Birliği mi Patrikhane’yi kullanıyor, yoksa ortak menfaatler mi bunu gerektiriyor? sorularının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

Avrupa Birliği’nin uluslararası hedeflerinden birisi, Balkanlar’ın da kendilerinin arka bahçesi haline gelmesidir. Bu konuda ilk adım, 1999 yılında kabul edilen Güneydoğu Avrupa Paktı veya Balkan Paktı olarak adlandırılan oluşumlar ile atılmıştır(16). Mevcut uluslar arası konjonktür, ABD’nin sanki bu bölgeyi Avrupa Birliği’ne bırakmış olduğu, ya da buradaki faaliyetlere şimdilik göz yumduğu şeklindedir. Avrupa Birliği’nin, Türkiye’den Patrikhane ve Heybeliada Ruhban Okulu konularındaki talepleri basit olarak bir papazın veya birlik üyesi Yunanistan’ın istekleri değildir. Bu, Avrupa Birliği’nin Balkan politikasının önemli unsurlarından biridir. Balkanlar’da yaşayan halkların önemli bir bölümü Ortodoks’tur ve bölgede Avrupa Birliği ile Rusya arasında bir menfaat çatışması bulunmaktadır. Yunanistan dışındaki Avrupa Birliği ülkelerinde Ortodoks sayısı oldukça azdır. Ancak, eğer Fener Rum Patrikhanesi’ne Vatikan benzeri evrensel bir nitelik kazandırılabilirse ve Heybeliada Ruhban Okulu yeniden açılıp özellikle Balkanlar için papaz yetiştirebilirse, Avrupa Birliği’nin Balkanlar’daki gücü ve etkinliği daha da artacaktır. Avrupa Birliği’nin, genişleme sürecine bazı Balkan ülkelerini de dahil etmesi, Balkan politikasının yansımalarındandır.

Bunun yanında, Patrikhane’nin isteklerine yabancı kalmayan Avrupa Parlamentosu da, dünyanın dört bir tarafındaki milyonlarca Ortodoks Hıristiyan için İstanbul’daki Partikhane’nin önemini göz önünde bulundurarak -Fener Rum Patrikhanesi’nin tam olarak korunması konusunda- Türkiye’ye baskı yapmaktan geri durmamıştır. Avrupa Parlamentosu, Patrikhane’nin ve diğer dinsel yerlerin binalarının korunması ve gerekli önlemleri alması için Türkiye’ye çağrıda bulunmuş(17)ve Heybeliada Ruhban Okulu’nun derhal yeniden açılmasını isteyerek(18), bu konuda Türkiye’nin gerekli uygulamaları hayata geçirmesini istemiştir.

Aynı zamanda Avrupa Komisyonu da, 2000 Yılına İlişkin İlerleme Raporu’nda; Heybeliada Ruhban Okulu’nun kapalı kalması konusu da dahil olmak üzere, 1923 Lozan Andlaşması kapsamında olsun-olmasın, Müslüman olmayan bütün kesimlerin somut taleplerinin gerektiği gibi incelenmesi gerektiğini¯ belirtmiştir(19).

Avrupa Komisyonu, bu konuda Türkiye’yi şöyle eleştirmektedir:

Hıristiyan kiliseleri, özellikle mülkiyetle ilgili olarak, zorluklarla karşı karşıya bulunmaya devam etmektedir. Heybeliada’daki Ortodoks Ruhban Okulu’nun 1971 yılında kapatılması konusunda bir ilerleme bildirilmemiştir. Çeşitli kiliselerin yasal statülerinin tanınmamış olması, dini personelin Türkiye’ye erişebilmesi de dahil olmak üzere, bazı kısıtlamalar yaratmaktadır.(20)

Fener Patrikhanesi’nin ekümeniklik vasfı elde etmesi ve Vatikan statüsüne kavuşmasında, yukarıda kısaca anlatmaya çalıştığımız Patrikhane’nin ve temas kurduğu ülkelerin, Türkiye’nin yapmasını arzu ettikleri isteklerin yerine getirilmesi, bu yolda önemli kilometre taşlarıdır.

Bartholomeos, 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu(21)ve 12 Ocak 1971 tarihli Anayasa Mahkemesi Kararı(22) ile kapatılmış olan Heybeliada Ruhban Okulu(23)’nun tekrar açılması yolunda yürüttüğü faaliyetler neticesinde, Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere hemen hemen bütün Hıristiyan ülkelerin temsilcileri, ne zaman Türkiye’yi ziyaret etseler ya da Türkiye’nin bulunduğu herhangi bir platformda bulunsalar, mutlaka Ruhban Okulu’nu gündeme getirmektedirler.

Bartholomeos’nun ısrarcı bir şekilde, “Heybeliada Ruhban Okulu açılmalıdır ve dünyanın her tarafından öğrenci alabilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bu okul üzerinde hiçbir şekilde denetim hakkı olmamalıdır. Patrik ve Patriğe bağlı Metropolitlerde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olma şartı kaldırılmalıdır isteklerini dile getirmesinin altında Ekümenizm yatmaktadır.

Patrikhane, Ortodoks azınlığın dinî ihtiyaçlarını karşılayan tamamıyla Türkiye Cumhuriyeti yasalarına tabî dinî bir müessesedir. Tüzel bir kişiliği yoktur. Bu nedenle, Türk Medeni Kanunu’nun, ancak gerçek ve tüzel kişilere tanıdığı okul, vakıf, dernek gibi kuruluşları kurmak, yönetmek ve denetlemek gibi bir hakkı da bulunmamaktadır.

Patrikhane ve St. Synode Meclisi’nin tüzel kişiliğinin bulunmamasından dolayı, 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 1. maddesine göre özel öğretim kurumu da açamazlar. Din görevlilerinin özel okullarda değil, devlet okullarında yetiştirilmesi; Anayasa, Anayasa Mahkemesi Kararı, Yüksek Öğretim Kurumları Kanunu ve Milli Eğitim Temel Kanunu ile düzenlenmiştir(24).

Patrik’in, sadece dinî eğitim vermesi gereken bir kurumun, devletin denetimi altında faaliyet göstermesine rıza göstermemesinin nedenlerini anlamak güçtür. Ancak, patriğin ve kendisine bağlı 12 metropolitin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olma şartlarının da kaldırılması isteği göz önünde bulundurulduğunda, amacın ne olduğu açık bir şekilde görülecektir.

Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol, bir televizyon kanalında kendisiyle yapılan söyleşide(25), Ruhban Okulu ile ilgili olarak: “Heybeliada Ruhban Okulu hiçbir zaman kapanmadı. Sadece; ‘yüksek okullar özel olamaz, devletleştirilmeli’ dendi. Özellikle dini okullar için geçerliydi bu yasa. Burada Fener Rum Patrikhanesi’ne bir teklif yapıldı. Siz bugün eğitiminizi bizim ilahiyat fakültelerimizden birisine bağlı olarak devam ettirin, denildi. Fakat onların amacı din eğitimi yapmak değil. Tamamiyle siyasi bir mekanizmanın bir kolunu oluşturmaktır. Ruhban Okulu, Patrikhane’ye ekümenik patrik statüsünü kazandırmak için gerekli. Bu uğurda Cumhuriyet yasalarına uymadılar. Ruhban Okulu’nun bir üniversiteye bağlanmasını kabul etmediler, açık bıraktılar. 71’den 72’ye kadar bir yıl eğitim yapıldı. Daha sonra Patrikhane, öğrenci bulunamadığı için hükümete ‘biz bu okulu kapatacağız’ diye başvurdu.” şeklinde konuşmuştur.

Fener Rum Patrikhanesi, tüzel bir kişilik kazanırsa, Bartholomeos’nun amaçları doğrultusunda çok büyük hukukî imkânlara sahip olacaktır. Bu şekilde Patrikhane; “Dava açma, mal edinme, vakıf ve dernek kurma, Ayasofya’nın Patrikhane’ye devri dahil tüm eski Ortodoks mal ve mülklerinin geri alınması, İstanbul dışındaki eski akropolitliklerini resmen tanıtma, yeryüzündeki bütün Ortodoks Patrikleri ile bağımsız kiliselerin ve bunlara bağlı tüm kiliselerin evrensel tahtı, Ekümenik Patriklik olarak yurt içinde ve dışında tanınma, Devlet Başkanı statüsünde protokolün ön sıralarında yer alma’’ gibi birçok hak elde etmiş olacaktır.

Yine bu şekilde, Ayasofya dahil, bütün camiye dönüştürülmüş kiliselerin tekrar eski işlevlerine döndürülmesi, İstanbul ve Türkiye’nin dünya Ortodoksluğunun merkezi yapılarak Türkiye üzerinde III. Roma’nın (Patriğe göre Yeni Roma) kurulması bir hayal olmaktan çıkacak, Yunan Megali İdeası gerçekleşme yolunda hız kazanacaktır(26).

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hiçbir din ve kültürü baskı altına almamayı ilke edinerek, bunu anayasal bir hak haline dönüştürmüştür. Fener Rum Patrikhanesi de, Türkiye’nin söz konusu iyi niyet politikası sayesinde varlığını bugüne kadar sürdürmüştür. Ancak Patrik Bartholomeos’nun, göreve geldiği günden bu yana yapmış olduğu faaliyetler, Patrik’in nereye doğru koştuğu konusunda bize bazı ipuçları vermektedir.

Son olarak, Bartholomeos’nun asıl amacının ne olduğunu ve yapmış olduğu çalışmalarla nereye varmak istediğini anlatan ifadelerden birisi ile değerlendirme bitirilecektir. Geçtiğimiz günlerde vefat eden Türk Ortodoks Patriği Selçuk Erenerol 1994 yılında bir sempozyumda şunları söylemiştir(27): “Bartholomeos, Ekümenik Patrik unvanına sahip olur olmaz ilk icraat olarak Ruhban Okulu’nu açacaktır. Ruhbanlar için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olma zorunluluğu kalkacak, dolayısıyla dışarıdan öğrenci ithal edecekler. En korkulan nokta ise bunun Vatikan usulü olmasıdır. Bu noktaya gelindiği an ‘İstanbul bizimdir’ deyip mal varlıklarını talep edecekler. Atina’da Rum mal varlığı ile ilgili çalışmalar vardır. Uygun bir zamanda Lahey Adalet Divanı’na gideceklerdir”.

 

         DİPNOTLAR

*        Atatürk Üniversitesi, Erzurum.

1.       Aytunç Altındal, Türkiye ve Ortodokslar, Anahtar Kitaplar, İstanbul, 1995, s.50-51.

2.       Yorgo Benlisoy-Elçin Macar, Fener Patrikhanesi, Ayraç Yay., Ankara, 1996, s.60.

3.       Benlisoy-Macar, Fener Patrikhanesi, s.63.

4.       Altındal, Türkiye ve Ortodokslar, s.89.

5.       Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Lozan Andlaşması, 3335 Sayı ve 26 Mart 1987 Tarihli Yasa, 2908 Sayılı Dernekler Kanunu, Türk Medeni Kanunu’na göre kurulan Vakıfların eylemlerini düzenleyen 25 Temmuz 1970 Tarih ve 7-1066 Sayılı Tüzük. http://www.enfal.de/tarih10.htm. (20 Mayıs 1999).

6.       Lozan Konferansları / Tutanaklar-Belgeler, (haz. Seha L. Meray-Osman Olcay), Takım:1, c.I Kitap:1, AÜSBF Yay. Ankara, 1969, s.328-329.

7.       Halit Ertuğrul, Osmanlı’dan Günümüze Azınlık ve Yabancılarla İlgili Yapılan Hukukî Düzenlemeler¯, Askeri Tarih Bülteni, S:47, (Ağustos 1999), s.33.  Taha Akyol, Lozan’da Üniter Devlet¯, Milliyet-Gazete Pazar, (23 Ağustos 1998).

8.       Suat İlhan, Patrikhane’de Neler Oluyor¯, http://www.osmanli.org.tr/ (06 Ocak 2003).

9.       Taha Akyol, Patrikhane ve ABD, Milliyet, (27 Nisan 1994).

10.     Akşam (12 Mart 2002).

11.     Akşam (12 Mart 2002), Zaman, 12 Mart 2002).

12.     Nokta, S:37, (4-10 Eylül 1994), s.28.

13.     Murat Çelik, Heybeliada’dan Washington’a, Star, (14 Mart 2002).

14.     http://www.aydinlik.com (19 Ocak 2003).

15.     http://www.avsam.org/gunlukbulten/arsiv/23102002.htm, (15 Aralık 2002).

16.     Yıldırım Koç, Avrupa Birliği’nin Yayılma Stratejileri ve Türkiye’den Talepleri, http://www.aydinlik.com, (14 Nisan 2002).

17.     European Parliament, Resolution on Violations of Religious Freedom in Turkey (BA-1132, 1134, 1156, 1163 and 1179/96), (24 Ekim 1996).

18.     European Parliament, Resolution on Violations of Religious Freedom in Turkey (BA-1132, 1134, 1156, 1163 and 1179/96), (24 Ekim 1996).

19.     Commission of the European Communities, Turkey 2000 / 2000 Regular Report from the Commission on Turkey’s Progress Towards Accession, 8 November 2000, s.18.

20.     Commission of the European Communities, 2001 Regular Report on Turkey’s Progress Towards Accession (SEC(2001) 1756), 13 November 2001, s.27.

21.     DÜSTUR, Beşinci Tertip, c.IV, Üçüncü Kitap, (16 Nisan 1965-8 Ekim 1965), s.2847-2855.

22.     Resmi Gazete, Sayı: 13790, (26 Mart 1971). Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, S:9, Ankara, 1972, s.131-193.

23.     Emre Özyılmaz, Heybeliada Ruhban Okulu, Tamga Yay, Ankara, 2000.

24.     Nokta, S:37, (4-10 Eylül 1994), s.27.

25.     Ulusal Kanal, (08 Aralık 2000).

26.     Suat İlhan, Patrikhane’de Neler Oluyor¯, http://www.osmanli.org.tr/ (06 Ocak 2003)

27. http://www.enfal.de/tarih10.htm (20.05.1999).


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |