Haziran 2003  Sayı: 58 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   HAZİRAN 2003  

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’YLE ‘UĞRAŞMAK’

KEMAL YAVUZ
Orgeneral (E)

İngiltere’nin en önemli think - thank kuruluşlarından olan ‘Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nün yıllık araştırma raporunda Türkiye ile ilgili bölümler, geçtiğimiz günlerin en önemli konusu idi. En dikkat çekici görüşler hükümet, silahlı kuvvetler ve bu ikili arasındaki ilişkilere dairdi. Türk iç politikasında, gelecek günlerin ‘AKP ile laikliğin savunucusu durumunda bulunan yapılar arasında ilginç gelişmelere sahne olabileceği’ görüşüne yer verilirken, bu durum içinde, “Askerler, öncelikle kamuoyuna yapacakları açıklamalar, hükümet üyelerine yönelik ziyaretler, Milli Güvenlik Kurulu’na getirecekleri öneriler ve sivil toplum kuruluşlarını güçlendirme yoluyla belli bir baskı oluşturmaya çalışacaklar. Hükümet, eğer bütün bunlara rağmen, herhangi bir radikal değişikliğe yeltenirse TSK, askeri sokağa çıkabilir” denilmektedir. Hükümetin bugüne kadarki uygulamaları ise şöyle değerlendiriliyor: “Hükümet yetkililerinin çeşitli konulardaki açıklamalarında, birbiriyle ve hatta zaman zaman kendi söyledikleriyle bile çelişkilere düştüğü ve bir yönetim zafiyeti içinde olduğu”. Enstitünün değerlendirmeleri böyle.

Önce anılan kuruluştan bahsedeyim. İngiliz “Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü”, konusunda, dünyanın en itibarlı ve güvenilir kurumlarından biridir. O kadar ki, davet edeceği kişiler ve kuruluşlar konusunda çok titiz davranan Harp Akademileri Komutanlığımız, bir süre öncesine kadar, dünya politika - militer konularını görüşmek üzere, bu kuruluş üyelerini davet etmekte idi.

Konuyu, önce Anayasal ve yasal boyutları ile inceleyelim. Anayasamızın 1. maddesi “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir” diyor. Ve 2. maddesinde, bu Cumhuriyet’in niteliklerini sıralıyor: “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.” Peki, bu “..başlangıçta belirtilen temel ilkeler” neler?. Anayasamızın “başlangıç” bölümünde şöyle ifade edilmiş: Bu Anayasa: “Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda;.. Hiçbir düşünce ve mülahazanın Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının devleti ve milleti ile bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk mililiyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında koruma göremeyeceği ve laiklik ilkesinin gereği, kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılmayacağı” fikir inanç ve kararıyla anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere, Türk Milleti tarafından, demokrasiye aşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur. Önemi dikkate alınarak, bu konuda en yetkili hukuk makamı olan Anayasa Mahkemesi’nin “Laiklik” konusundaki kararlarına da bakalım: “Hukuki yönden ve klasik anlamda laiklik, dinle devlet işlerinin birbirinden ayrılması, dinin devlet işlerinde egemen ve etkili olmaması anlamına gelmektedir. Atatürk devrimlerinin hareket noktasında, laiklik ilkesi yatar ve devrimlerinin temelini bu ilke oluşturur. Laiklik, Türkiye’nin yaşam felsefesidir. Laiklik devlette, kutsal din duyguları politikaya, dünya işlerine, hukuksal düzenlemelere kesinlikle karıştırılamaz” (Anayasa Mah. Es. 1983/2, Ka.1983/2, 1989/1, 1989/2 sayılı kararları)

Şimdi bu Anayasal sistem içinde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hukuki durumunu görelim. TC. Devleti tarafından TSK’ne verilen vazife, 211 no. ve 4/1/1961 tarihli “TSK İç Hizmet Kanunu’nun Bölüm C Md. 35”de ifade edilmiştir ve şöyledir: “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin vazifesi, Türk Yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş Türkiye Cumhuriyeti’ni kollamak ve korumaktır”. Bu kanun maddesi ile ilgili açıklamada ise şöyle deniyor: “İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesi, TSK’nin, sadece dıştan gelen tehdit ve saldırılara karşı değil, aynı zamanda ve kimi zaman bundan da önemli olabilecek iç tehdit ve saldırılara karşı da Türkiye Cumhuriyeti’ni, Cumhuriyetin vazgeçilmez ilkelerini, özellikle Atatürk ilke ve inkılaplarını koruma ve kollama görevi ile görevli olduğunu açık ve net olarak belirtmiştir”.

Ben, buraya kadar, hiçbir kişisel görüş belirtmeden, sadece TSK’nın Türk hukuk sistemi içindeki yerini açıkladım. Anlayana yeterli olacağı kanaatindeyim.

Bu Anayasal ve yasal zemin üzerinde, mevcut hükümetin durumu ve tutumu nedir? Aklı başında herkesin gördüğü durum ve tutum şudur: Hükümet, kendi ideolojisi doğrultusunda, bildiklerini yürütmektedir. Toplumdan veya TSK’den bir tepki ile karşılaştığında, geçici olarak duraklamakta ya da bir adım geri atmakta veya atar görünmekte, fakat asla bildiğinden, yapmak istediğinden vazgeçmemekte, öngördüğü istikamette ilerlemeye, ısrarla devam etmektedir. Diğer yandan, AB’nin Kopenhag siyasi kriterlerinin arkasına sığınarak, TC Devlet düzeni içinde, TSK’nin yerini ve önemini küçültücü manevralar çevirmeye çalışmaktadır. Görülen o ki, halkımız onlara ‘Bölük Dur!’ deyinceye kadar da bu sakat yolda ilerlemeye devam edecekler.

Üstelik, bir grup sorumsuz yazar- konuşur, hükümetin mevcut icraatı ile , “kişiliğini” yansıtmadığını, çok daha aktif ve ısrarcı olmasını telkin ve tavsiye etmektedir. Buna karşılık, Türk Silahlı Kuvvetleri, yılbaşından bu yana, dört ay içinde üç defa (8 Ocak, 26 Mart ve 5 Mayıs) kamuoyuna “Görüş Bildirimi” yapmak zorunda bırakılmıştır. Ve ne büyük gaflettir ki, Sn. Başbakan, bu bildirimleri “Askerlerin kendi değerlendirmesidir” ifadesi ile küçümsemekte ve başından savdığını zannetmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri ile “uğraşmak”, kimseye ve hiçbir kuruluşa hayır getirmemiştir ve de getirmeyecektir. Zira onun gücü, Anayasa ve yasalardan ve ondan da önemli olarak Türk halkının yüreğindeki sevgi ve güven duygularından kaynaklanmaktadır. Samimi dileğimiz şudur: Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tüm unsurları, mevcut Anayasamız ve yasalarımıza tam anlamda saygılı olarak, halkımızın mutluluk ve refahına yönelik ve onların çağdaş dünyanın saygın bir toplumu olmasını sağlayıcı çalışmalar içinde bulunsun.

Bizlere düşen, bu yolda “Uyanık olmak”tır.

 


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |