Eylül 2003  Sayı: 61 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   EYLÜL 2003  

PATRİKHANE’YE DİKKAT

Aytunç ALTINDAL

T.C. Devleti’nin Dışişleri Bakanlığı’nın onayıyla 7-9 Şubat 1994 tarihinde İstanbul’da, adı barış ve hoşgörü diye bildirilen uluslararası bir konferans düzenlendi. Konferans sonunda Boğaziçi bildirisi başlığıyla bir nihai senet açıklandı. Bu bildiriye başta Haham Arthur Schneier, Patrik Bartholomeos ve Diyanet İşleri Başkanı Nuri Yılmaz imza koydular.

Bu bildiriyle ve konferansla ilgili değerlendirmeler yapıldı. Özellikle İslami yazılara ve yorumlara ağırlık veren basın bu konuyu ihmal etmedi. Görüşler belirtildi. Bu sevindiricidir.

Ancak Hıristiyanlığın terminolojisi tam olarak bilinmediği ve kilise, patrikhane hakkında Türkiye basını fazla bilgili olmadığı için bazı hususları açıklamak ve çok önemli bazı noktalara da dikkat çekmek istiyorum. Bu bildiri, göründüğünden çok daha tehlikeli sonuçlar getirebilecek potansiyel bir saatli bomba gibidir. Günü gelince patlatılabilecek bir bomba...

Ekümenik Taht da Nesi?

Boğaziçi bildirisinin İngilizce ve Türkçe metinleri karşılaştırıldığında Türkçe metnin hiçbir kıymeti harbiyesi olmadığı belli oluyor. Bu nedenle esas olarak uluslararası değere sahip olan İngilizce metin ele alınarak analizler yapılmalıdır.

İşte tespit edebildiğim 10 itiraz.

1) Boğaziçi bildirisinin 3. paragrafında 26 Kasım 1992 tarihli Berne bildirisine (İsviçre) atıf yapılarak. bu bildiride “Özellikle” din adına işlenen bir suçun dine karşı bir suç olduğunun beyan edildiği belirtiliyor.

Bu gerçektir ama, siz şu “DİNE KARŞI SUÇ” deyimine bir mim koyun ve bildirinin 4. paragrafına geçelim.

Bildirinin 4. paragrafında Berne bildirisinden yola çıkılmasına rağmen açık bir MANİPÜLASYON yapılır. Aynen şöyle yazılmış:

“Yakın olayların gösterdiği gibi Bosna’da, Ermenistan, Azerbaycan’da, Gürcistan ve Tacikistan’da insanlığa karşı suçlar işlenmeye devam edilmektedir.”

Berne bildirisindeki “Dine karşı suç” bu bildiride yer almayan “İnsanlığa karşı suç” kavramına dönüştürülmüş. İnsanlığa karşı suç kavramı, Yahudi soykırımını ve Ermeni soykırımını öngören ve son 15 yıldır kademeli olarak ABD tarafından Türkiye’ye empoze edilen bir uluslararası “Soykırım belgesi”dir. Dine karşı suç, el çabukluğuyla manipüle edilmiş ve insanlığa karşı suç haline getirilerek Türkiye’ye imzalatılıvermiş. Oysa Berne bildirisinde yer alan dine karşı suç kavramı RUHANİ bir toplantının kararıyken, insanlığa karşı suç kavramı tamamen siyasal ve ideolojik bir metinde yer alan bir maddedir.

2) Bildirinin 2. maddesinin ilk paragrafında her azınlığın din ve vicdan özgürlüğünün vazgeçilmezliğini vurguluyor denilmektedir.

Çok fazla ayrıntıya girmeden ve teknik bilgilere boğulmadan sadece şunu belirtmek istiyorum ki, Hıristiyanlık aleminde VİCDAN kavramının iki değişik kullanımı vardır. Bu çifte anlamlılık konusunda Protestan-Katolik tartışmasının yoğun olduğu 16. yüzyıldan beri tartışmalar vardır. Daha geriye gidilirse, bu bizzat aziz Pavlus döneminde bile tartışılmıştır. Hıristiyanlıkta vicdan kavramı, din özgürlüğü ile doğrudan bağlantılı değildir. Hele AZINLIK (minority) kavramıyla VİCDAN kavramının birlikte ele alınması çok sakıncalıdır. Çünkü AZINLIK vicdani değil. Bireysel vicdan/bilinç sorunsalıyla bağlantılıdır. Bu konuyu ayrıca incelemek gerekir.

3) Patrik Bortholomeos, konferansın kapanış konuşmasında İngilizce metinde ekümenik taht kavramını kullanıyor. Nedir bu taht? Kimin tahtıdır bu?

Bu soru kendisine sorulmalıdır.

Metanoia Ve Barakah Kavramları

Patrik, İngilizce metinde aynen “Gerçek bir metonaioya ihtiyacımız vardır” diyor. Metanoia, Grekçe olarak ve altı çizili verilmiş. Metanoia, gündelik dilde “Değişiklik” anlamında ara sıra kullanılan bir deyimdir. Esas anlamı dinseldir. Dinsel anlamıyla metanoia, bir insanın dinsel inançlarında köklü ve güçlü bir değişiklik yaparak ŞAHSIYETİ’ni değiştirmesi keyfiyetidir.

Kilise ve patrikhane, anlaşılan bilinen statüsünü ve şahsiyetini radikal tarzda değiştirmeye ihtiyaç duyuyor. Bu radikal değişikliğin hangi amaçla ve hangi yönde olacağı patriğe sorulmalıdır.

5) Patrik, kapanış konuşmasında İbranice “barakah” kavramını da altı çizili olarak veriyor. Bu sözcük gündelik dilde “şükran” anlamına gelir. Yahudilikte ise barakah “Diz üstüne indirmektir.” (Berekh, İbranice diz demektir.) Şükranını belirtmek için diz üstüne gelen insanoğlunun Tanrı huzurunda barışa erişeceğini söylüyor Patrik. Ama bu barış, bizim anladığımız barış değil; Patrik, bunun Isa olduğunu söylüyor. Ve, İsa’nın adına konuşuyor. “Benim size getireceğim barış, dünyanın size vereceği barış değildir.”

Bizim Diyanet, bu barışa şükran için olsa gerek, barakeh diyor ve imza atıyor.

6) Hoşgörü kavramı da bildiride sıkça geçiyor. Bu kelimenin özgün ve ruhani anlamı, gerçekte tam tersidir. Hıristiyan aleminde hoşgörü (tolerans) gerçekte “Acı çekmek ve katlanmak” demektir. Bunun da açıklanması gerekiyor.

7) Patriğin kapanış bildirisinde “Böylelikle barışın peygamberleri olacağız” deniliyor. Anlaşılan Diyanet, bu cümleyi ya okumamış ya da okumuş ama, anlamamış!

8) Patrik için “ekümen” (evrensellik) iddiası geçmişe, papa ile patrik çatışmalarına gidiyor. Daha sonra bu sıfat, patriğin kendisine değil, makamına veriliyor. Yani patriğin kendisi değil, makamının ekümenik olduğu belirtiliyor. Eski Grekler’de, insanların kendileriyle görevleri ayrıldı. Patrik ise her iki alanda ekümeniklik iddiasındadır. İkisi için de böyle bir hakkı olup olmadığı tartışılmalıdır.

9) Patrik bilindiği üzere Bosna katliamını kınamamıştır. Bu husus dikkate alınmalıdır.

10) Patrik, ekümenik iddiasını bu bir “Ruhanilik” sıfatıdır diyerek açıklamaktadır. Eğer durum böyleyse, Patrik Avrupa Birliği Parlamentosu’nda nasıl konuşma yapacaktır? AB, siyasi ve seküler bir topluluktur. Patrik ruhani ise siyasi bir parlementoda ne işi vardır? Ne oldu laikliğe? Patrik, “Laikliği” ihlal ederse, suç değil midir yoksa?

Daha uzun uzadıya yazılabilir ama kesiyorum. Patrikhane’ye çok dikkat edilsin, son sözüm budur.


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |