Eylül 2003  Sayı: 61 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   EYLÜL 2003  

AVRUPA GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ

NECATİ ÖZGEN
Orgeneral (E)

Avrupa Birliği uyum sürecinde çeşitli yasalarda değişiklik yapan 7 nci uyum paketi TBMM Genel Kurulunun 30 Temmuz 2003 tarihindeki oturumunda görüşülerek yasalaşmış ve Sn. Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmıştır.

Tasarı ile getirilen önemli değişiklikler Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreterliği ile ilgili düzenlemeler olmuştur. Özetle şöyledir:

Tasarı; MGK Genel Sekreteri’nin, Başbakan’ın teklifi ve Cumhurbaşkanı’nın onayı ile atanacağını öngörmektedir. Söz konusu atamanın Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları arasından  (emekli) yapılmasının öngörülmesi halinde, Genel Kurmay Başkanının olumlu görüşü alınacaktır.

MGK Genel Sekreterliği’nin görev ve yetkileri tek madde haline getirilerek;

• Milli Güvenlik Kurulu’nun sekreterlik hizmetlerini yürütür,

• Milli Güvenlik Kurulu’nca ve kanunlarla verilen görevleri yerine getirir şekilde iki fıkraya indirilmektedir.

• Ayrıca, MGK tavsiye kararlarının bakanlar kurulunda kabul görmesi halinde, bunların uygulanması halinde koordinasyonu izlemek üzere bir başbakan yardımcısını görevlendirebilecek hükmü eklenmiştir.

Bahse konu yasa ile ilgili görüşler müteakip maddelerde sunulmuştur.

Devletin otoritesi, ülke bütünlüğü, milli birlik ve beraberlik bakımından vazgeçilmez unsur olan milli güvenlik görevi tüm devlet birimlerinin asli ve müşterek görevidir. Bu nedenle anayasamız milli güvenliğin sağlanmasından yürütme organının ve dolayısıyla bakanlar kurulunu sorumlu tutmuştur.

Devletin bekası ve ulusun refahı için alınması gereken karar ve uygulanacak tedbirlerin sağlıklı bir şekilde oluşturulabilmesinde ortak aklın hakim kılınabilmesi için, devleti iç ve dış tehditlere karşı koruyacak temel kuruluşların ve icranın başı ile elemanlarından oluşan milli güvenlik kurulu teşkil edilmiştir.

Anayasamızın 118, 1046, 120 ve 122 nci maddeleri çerçevesinde bakanlar kurulunun bu konudaki görevlerinin yerine getirilmesinde araştırma, inceleme, düzenleme, yönlendirme ve üst düzeyde koordine, takip ve kontrol etmek maksadıyla 2945 sayılı kanunla Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği kurulmuştur. Dolayısı ile MGK Genel Sekreterliği’nin sadece MGK’nın sekreterya hizmetlerini yerine getiren bir kuruluş olarak nitelemenin yanıltıcı olacağı düşünülmektedir.

MGK’nın başkanı Cumhurbaşkanı olmasına rağmen genel, sekreterin doğrudan başbakana bağlı olmasının gerekçesi de bundan kaynaklanmaktadır.

Önceki yasada genel sekreterliğin görevleri ile ilgili 13 ncü maddesinde belirtilen,

• Silahlı Kuvvetlerin görev alanı dışında kalan topyekün savunma hizmetlerini koordine eder, bu hizmetlerle ilgili plan ve esasların tespiti, düzeltilmesi ve değişiklik hizmetlerini yürütür.

• Şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması sebebiyle ilan edilen olağanüstü halde alınacak tedbir, yapılacak iş ve işlemlerin tespit çalışmalarını yapar.

• Bankalar kurulunun milli güvenliğin sağlanması sorumluluğuna ilişkin olarak; devletin savunma siyaseti dışında milli güvenlik siyasetini tayin, tespit, uygulama ve gerektiğinde düzeltme ve değiştirme görevlerini doğrudan bakanlık, kuruluşlarla yapılacak çalışmalarda araştırır, inceler, planlar hazırlar ve bu konudaki uygulamaları takip ve kontrol eder, yönlendirir, sonuçlarını değerlendirir. Şeklindeki önemli fıkraları ile 14 ncü maddesinde belirtilen “ Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, 13 ncü madde de belirtilen görevlerin yerine getirilmesinde , takip ve kontrol edilmesinde ve denetlenmesinde verilen direktifler çerçevesinde cumhurbaşkanı, başbakan ve Mili Güvenlik Kurulu adına yetkilidir.”

Maddeleri yürürlükten kaldırılmış, başka hiçbir kamu kurum ve kuruluşuna da verilmeyerek genel sekreterlik işlevsiz ve yetkisiz bir duruma düşürülmüştür. 

• Önceki kanuna göre orgeneral/oramiral olması gereken MGK Genel Sekreteri’ne bundan böyle ihtiyaç bulunmamaktadır. Zira öngörülen görev ve yetkilere sahip Genel Sekreterliğin görevi daire başkanı düzeyinde bir kamu görevlisi tarafından yürütülebilir.

• Genel Sekreterliğin görevleri ile ilgili olarak ihtiyacı olan bilgi ve belgelerin sağlanmasına olanak sağlayan 19 ncu maddenin kanundan çıkarılması da tüm yasal değişikliğe temel teşkil eden görevsiz ve yetkisiz bir genel sekreterlik yaratma niyet ve düşüncesinin bir sonucudur.

• MGK kararlarının bakanlar kurulu kararı haline gelmesini, bakanlar kurulu kararı haline gelmeyen MGK kararlarının tespitini, tüm bu konularda cumhurbaşkanı, başbakan ve MGK’na bilgi vermeyi (eski yasa 9 madde) genel sekreterlikten alarak ve bunun yerine hiçbir düzenleme getirilmeyerek, MGK kararlarının etkinliğide yok edilmeye çalışılmaktadır.

• Eski yasanın 13 ncü maddesinin (A) bendindeki hazırlık çalışmaları yapmak görevi ile  (B) bendindeki hazırlık çalışmaları yapmak görevi ile (B) bendindeki “MGK kararlarının hazırlanmasında ve bu kararlara ilişkin bakanlar kurulu kararlarının uygulanmasında, bakanlıklar ve ilgili kurum ve kuruluşlarla müşterek çalışmalar yapmak, uygulamaları takip ve kontrol etmek, düzenleyici, yönlendirici ve kontrol edici işbirliğinde bulunmak” hükümleri yeni tasarıyla alınmak suretiyle, “MGK kararlarının hazırlanmasında ve bu kararlara ilişkin bakanlar kurulu kararlarının uygulanmasında, bakanlıklar ve ilgili kurum ve kuruluşlarla müşterek çalışmalar yapmak, uygulamaları takip ve kontrol etmek, düzenleyici, yönlendirici ve kontrol edici işbirliğinde bulunmak” hükümleri yeni tasarıyla alınmak suretiyle, MGK kararlarının etkili bir şekilde hazırlanmasını, uygulanmasını önlemeye yönelik düzenleme yapılmaktadır.

• Topyekün savunma sivil hizmetleri ve özellikle savaş hazırlıkları planlarının hazırlanması ve koordinasyonu görevleri (bu görevler 1933 yılından bu yana yürütülmektedir. Diğer ülkelerin benzer kuruluşları da bu görevleri yürütmekle sorumludur.) açıkta kalacaktır.

• Devletin varlığı, ve bağımsızlığı, ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği, toplumun huzur ve güvenliği, anayasal rejimin korunması, Türk toplumunu Atatürkçü düşünce, Atatürk ilke ve inkılapları, milli ülkü ve değerler etrafında birleştirerek milli hedeflere yönlendirilmesinde gereken milli birlik ve bütünlüğü sağlayıcı psikolojik ve her türlü tedbirin alınması ve anayasal düzene yönelecek her türlü tehdidin bertaraf  edilmesi veya etkisiz kılınması için girişimlerde bulunan, devlet çapında her türlü psikolojik harekat ihtiyacını tespit eden, topyekün savunmanın gerektirdiği sivil hizmetleri yürüten bir kuruluşun fonksiyonsuz hale gelmesine neden olmuştur.

Bütün bu görevler devletin bekası ve ulusal güvenliğimiz için son derece hayati görevler olup, tek elden yürütülmesi de son derece önem arz etmektedir.

Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, içinde bulunduğu bölge ve coğrafyasından kaynaklanan jeopolitik ve jeostratejik konumu yanında iç yapısındaki hassasiyetleri itibariyle ne Avrupa Birliği’ne ne de diğer batı dünyası ülkeleriyle kıyaslanamayacak kadar büyük zorluklarla kurulmuş ve bütünlüğünü ve bekasını muhafaza ile refahını geliştirmek için günümüze kadar birçok badirelerle hayatiyetini muhafaza edebilme gayreti içindedir.

Avrupa Birliği katılım ortaklığı belgesinde bu konu ile istenen;

“Milli Güvenlik Kurulu’nun hükümete bir danışma organı niteliğindeki anayasal rolünün Avrupa ülkelerinin uygulamaları ile uyumlaştırılması” şeklindedir.

Dünyada birçok ülke yöneldikleri rejime, karşı karşıya oldukları tehdit ve risklere ve/veya gelişmişlik seviyelerine bağlı olarak milli güvenlikle ilgili kurulları, teşkilatları, bağlı oldukları makamlar, almış oldukları kararların nitelikleri açılarından ülkeden ülkeye farklılıkları göstermektedir.

Misal olarak AB’ne giren Polonya’da MGK tarafından alınan kararlara bağlayıcı niteliktedir. (Rusya’da da aynıdır) alınan karalar doğrudan uygulanmak üzere ilgili bakanlıklara iletilmektedir.

AB ülkelerinin çoğunluğunda MGK toplantılarda alınan kararlar bağlayıcı, nitelikte olmayıp, bizde uygulandığı gibi tavsiye/teklif mahiyetindedir.

Bundan sonra MGK Genel Sekreter, muvazzaf asker (orgeneral/oramiral) olmayacak oysaki AB üyesi Portekizde ve AB üyesi olacak Bulgaristan’da MGK Genel Sekreteri generaldir. Bu durum nasıl izah edilecektir. Çifte standart değil midir?

AB ülkelerindeki uygulamalar yukarıda arz edilen durumdayken AB müktesebatına uyum sağlayacağız diye çıkarttığımız uyum yasalarına baktığımızda genel olarak şu sonucu çıkartabiliriz.

Atatürk’ün kurduğu laik, demokratik ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nde yaratabileceği tahribatın boyutları açısından, endişe verici bir duruma gelme istidadı taşıyabileceği değerlendirilmektedir.


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |