|

MUSTAFA KEMAL “ATATÜRK” DİYOR Kİ:
“… Efendiler, hiç kimseden fazla bir şey
istemiyoruz. Dünyanın her medeni milletinin
tabiaten malik olduğu şeylerden bizi mahrum
etmemelidirler ve haklarımız teslim etmelidirler.
Çünkü, hakkımız tabiidir, meşrudur, makuldür ve
bize lâzımdır. Biz bu haktan vaz geçmiyeceğiz ve
ne kadar haklı isek bu hakkımızı müdafaa ve
muhafaza için de memleketimizin, milletimizin
kabiliyet ve kudreti o kadardır.”(*)
Devamını
okumak için tıklayınız...
|
|
VASAT (ORTAM)
YARATMAK!..
Teröre karşı mücadelede en etkin ve geçerli
yöntem, terörün gelişeceği ortamın yani, vasatın
yaratılmasına yardımcı olmamak, katkıda
bulunmamaktadır.
Tıpkı sivrisineğe karşı mücadelede en tekin yol
bataklık oluşturmamak veya var ise, onu kurutmak
ise; bu terörle mücadelede de geçerlidir ve
mücadelenin de altın kuralıdır.
Mahmut YILBAŞ'ın
yazısını okumak için tıklayınız.. |
Gün KKTC İle Dayanışma, Baskıya Ve Şantaja
Hayır Deme Günüdür!..
KKTC’de 14 Aralık’ta yapılacak seçimler
yaklaştıkça özellikle AB yetkilerinin tehdit,
hatta şantaja varan akıl almaz baskıları giderek
artıyor. İlişkilerimize tuz-biber eken son
örneklerini bugünlerde sıkça yaşıyoruz.
Talat SARAL'ın yazısını okumak için tıklayınız...
|
|
TERÖRE DAVETİYE ÇIKARANLAR
Aynı başlıkla Cumhuriyet
Gazetesi’nde bir makalem yayımlandı. Konu çok
önemli. Orada söylediklerimi genişleterek,
yazmayı bir görev bildim.
Carlos dahil en ünlü
teröristlerin avukatlığını da yaptığı için
teröristleri çok yakından tanıyan Jacques Verges
şöyle diyor: “Bir gerilla gurubu ile bir devlet
arasındaki savaşın, ellerde beyaz eldivenler ve
İnsan Hakları Bildirisi’yle yapılmasını
beklemek, ne ikiyüzlülük!..”
Vural SAVAŞ'ın yazısını
okumak için tıklayınız.
|
‘...SAÇIMIZ ÖNÜMÜZE DÖKÜLÜYOR...’
Ali Dede’mden -annemin babası-, biz niye
korkardık, hiç anlayamadım; mûnis, kendi halinde;
yaşına göre dinç, fevkâlade ata binen, basbayağı
yakışıklı bir adam; üstelik, torunlarıyla, pek az
konuşur! Belki asker ocağından yetiştiği, belki
işgâli iliklerine kadar yaşadığı için, sessiz bir
heybeti var ki, bizi korkutuyor. Ne zaman bağa
gitsek, önce ‘şehirli’ kılıklarımızı çıkartır;
sonra, elimize kürek; çapa, bel vs. vererek; bağın
sebze yetiştirilen tarafına gönderirdi;
Attila İLHAN'ın yazısını okumak için tıklayınız...
|