|
MEHMETÇİK VE ATATÜRK
Ş. OSMAN ARAS
(E. Kur. Albay)
Bazı ülkelerde “Meçhul Asker” anıtları varken,
bizde yok. Niçin? Çünkü, bizim askerimiz
kimsenin meçhulü değil. Dürüstlüğü, yiğitliği
dillere destandır. Ahmet, Murat, Hakan... kendi
adları ne olursa olsun, hepsinin ortak bir adı
vardır: MEHMETÇİK. O’nu bütün dünya tanır.
Mehmetçiği en iyi tanıyan ve tanımlayan ise
Ebedi Başkomutanımız, Gazi Mustafa Kemal
ATATÜRK’ tür.
ATATÜRK diyor ki;
“Ordumuz Türk birliğinin, Türk kudret ve
kabiliyetinin, Türk vatanseverliğinin
çelikleşmiş bir ifadesidir”
“Dünyada sevgisi benim için biricik cömert olan
şey, Mehmedin, Türk Köylüsünün asaletinden gelen
şeylerdir. O’nun sevgisine inanmış olanlar
insanların en bahtiyardır. #
Orduların başarısı, orduyu oluşturan askerin
değer yargıları ile ölçülür. Kuşkusuz bu
değerler, ulusal değerlerden soyutlanmış
değildir. Türk Ulusu vatan sevgisi, arkadaşlık,
teşkilatçılık, kahramanlık gibi nice yüce
değerlere sahiptir.
“Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile
başlayan, zaferle beraber medeniyet nurlarını da
taşıyan kahraman Türk Ordusu” sadece silah
zoruyla değil, sahip olduğu yüce değerlerle çağ
açmış, çağ kapamış, üç kıtaya egemen olmuştur.
Türk Ulusunun göz bebeği olan Mehmetçik, ulusal
varlığımızın da güvencesidir.
ATATÜRK diyor ki;
“Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden
daha temiz, daha sağlam bir askere rast
gelinmemiştir. Her zaferin en büyük payı
senindir.”
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN MUHAREBE
MEYDANLARINDAKİ OLAĞANÜSTÜ BAŞARILARININ SIRRI
MEHMETÇİK’LE ÖZDEŞLEŞMESİNDE ARANMALIDIR.
Yıl 1915, ÇANAKKALE’de, GELİBOLU
Yarımadasındayız... Sabahın alacakaranlığında,
Gazi Mustafa Kemal, Mehmetçik’lerin en
ilerisindedir. “Kırbacıma bakın” der. “Ben onu
başımın üzerine kaldıracağım, indirdiğim zaman
düşmana atılacaksınız”. Kırbacını indirir,
Mehmetçik “Allah Allah” nidaları ile hücuma
geçerek, yarımadayı ele geçirmeye çalışan
düşmanı denize döker.
10 Ağustos 1915, Gazi Mustafa Kemal’in yeniden
doğduğu gündür. Düşman zırhlılarından atılan bir
topçu mermisi yakınında paralanır. Saçılan
sayısız şarapnel parçalarından birisi O’nun
göğsüne saplanır. Yanındaki bir subay
“#Komutanım vuruldunuz” diye haykıracak olur.
Susturur, “Sus! Bunu kimseler duymasın.
Duyarlarsa kıtaların maneviyatı sarsılır”...
O’nun o anda düşündüğü canı değil, canından çok
sevdiği Mehmetçik ve Yüce Türk Ulusudur.
ATATÜRK ÇANAKKALE
SAVAŞLARINI ANLATIYOR:
“#Size BOMBASIRTl vak’asını (olayını) anlatmadan
geçemeyeceğim. (Düşmanla) Karşılıklı
siperlerimiz arasındaki mesafe sekiz metre. Yani
ölüm muhakkak... Birinci siperdekiler tamamen
şehit düşüyor. İkinci siperdekiler onların
yerine gidiyor. Fakat, ne kadar gıptaya şayan
bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz?..
Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini
biliyor, en ufak bir fütur (gevşeklik)
göstermiyor. Sarsılmak yok... Okumak bilenlerin
ellerinde Kur’anı Kerim, Cennete girmeye
hazırlanıyorlar. Bilmeyenler, Kelime-i Şahadet
çekerek yürüyorlar. Bu, Türk Askerindeki ruh
kuvvetini gösteren, şaşılacak ve övülecek bir
misaldir. EMİN OLMALISINIZ Ki, ÇANAKKALE
MUHAREBESİNİ KAZANDIRAN, BU YÜKSEK RUHTUR”
*********
Büyük Taarruzu başlattığımız 25/26 Ağustos 1922
gecesi... Yunan ordularının Başkomutanı General
Hacı Anesti, İZMİR Körfezi’ndeki bir yatta,
kuştüyü yastıklarda sabahlarken; Mareşal Gazi
Mustafa Kemal, KOCATEPE’de Mehmetçik’le omuz
omuzadır. Tıpkı Mehmetçik gibi, kaputunu üstüne
çekerek, öylece sabahlar.
Büyük Taarruzdan tam bir yıl önceki SAKARYA
Meydan Muharebesinde de göz yaşartan nice
öyküler yaşanmıştır. İşte bunlardan sadece
birisini, Garp Cephesi Kurmay Başkanı (Rahmetli
Orgeneral) Asım GÜNDÜZ’den aktaralım:
“YENMEYEN TAVUK”
O gün Duatepe’de düşmanın iniltisini sevinç
gözyaşları ile kutluyorduk. Mürettep
Kolordumuzun Kurmay Başkanı Hayrullah (Fişek),
bir akşam yemeği hazırlamıştı. Ortada bir cılız
tavuk ile, dört beş dilim siyah ekmekten başka
bir şey yoktu.
Dünden beri ağzımıza en ufak bir lokma
girmemişti. Gazi Paşa, İsmet Paşa, Ben, Kazım
Bey, sofraya bağdaş kurduk. Hayrullah Bey
(Fişek), Tevfik Bey (Bıyıklıoğlu), Salih Bey (Bozok)
biraz uzaktaydılar. Atatürk, Kolordu Komutanı
Kazım Bey’e dönerek:
-Erlere yiyecek ne verebildiniz? dedi.
Kazım (Özalp) Bey şaşırdı, durakladı, Kurmay
Başkanı’na dönerek:
-Hayrullah Bey, erlere ne verebildik? diye
sordu.
-Efendim, dün sabah tedarik ettiğimiz buğdayı,
kavurmaları için birliklere dağıtmıştık...
Mustafa Kemal Paşa, biraz durakladıktan sonra
ayağa kalktı ve tavuğa el atmadan yürüdü... Biz
de onu takip ettik. Diğer arkadaşlar da ne
tavuk, ne de bir dilim ekmeğe el sürebilmişti. O
akşam hepimiz aç yattık...
BÜYÜK TAARRUZ VE BÜYÜK
ZAFERDEN GÖRÜNTÜLER
Topçumuzun 26 Ağustos sabahı açtığı ateşle Büyük
Taarruzumuz başladı. İlk hamlede, Yunan
Ordusunun elindeki kritik arazi kesimleri ve
AFYON Kenti işgalden kurtarıldı. Yenik düşman,
27 Ağustos günü, İZMİR’e doğru çekilmektedir.
Fakat, Fahrettin (Altay) Paşa komutasındaki
süvarilerimiz düşmanın gerilerine sarkarak,
çekilme istikametlerini kapatmıştır. 30 Ağustos
1922 günü, beş Yunan Tümeni MURAT Dağı
eteklerindeki KIZILTAŞ Deresi yamacında
sıkıştırılır. Bu çemberden kaçıp kurtulmayı
başaran General Trikupis, 2 Eylül günü, UŞAK
civarında yakalanır. Hacı Anesti’nin görevden
alınarak, kendisinin “Küçük Asya Ordusu”
Başkomutanlığına atandığını da esir düştüğü
birliğin komutanından öğrenir.
Başkomutan Mareşal Gazi Mustafa Kemal Paşa,
Mareşallığa henüz yükselen Genelkurmay Başkanı
Fevzi (Çakmak) Paşa ve Garp Cephesi Komutanı
İsmet Paşa UŞAK’tadır. Esir alınan Yunan
Generalleri Trikupis ve Diyenis, 1 nci Ordu
Komutanı Nurettin Paşa ile 4 ncü Kolordu
Komutanı Kemalettin Sami Paşa’nın arasında, Gazi
M. Kemal Paşa’nın huzuruna getirilir. ATATÜRK
esirlere yer gösterip, kahve ısmarlar ve sonra;
#Nasıl oldu, anlatın?” diyerek, düşman tarafında
yaşananları tüm ayrıntıları ile öğrenmek
ister...
General Trikupis, Büyük Taarruzun başladığı gece
AFYON’daki baloda olduklarını; bir ucu
KÜTAHYA’da, diğer ucu AFYON’daki Türk
Taarruzunun Yunan mevzilerini süratle ezip
geçtiğini; sele kapılmış gibi MURAT Dağı
eteklerine sürüklendiklerini ve KIZILTAŞ Deresi
yamaçlarında kapana kıstırıldıklarını, bütün
çıplaklığı ile anlatır.
BUNDAN SONRASINI BİZZAT GENERAL TRİKUPİS’TEN
DİNLEYELİM:
“Durumu anlamaya, telgraf hatlarımızı kullanmaya
ve İZMİR’deki Başkomutanımızla bağlantı kurmaya
dahi vakit bulamadık. (30 Ağustos gününe kadar)
Toplarımızı az çok kullanarak, geri
çekiliyorduk. Fakat, sırtımızı o yamaca (KIZILTAŞ
yamaçlarına) dayadıktan sonra, kıpırdamaya dahi
mecalimiz kalmadı... Öğleden sonra, topçumuzu da
kullanamaz duruma düştük. Ancak tüfeklerimizi
kullanabiliyorduk. Bir an geldi ki,
tüfeklerimizi dahi ateşleyemeyecek şekilde, bir
darlığa sıkıştırıldık... İşte o zaman,
süngüleriniz parıldamaya başladı. Arkamız,
önümüz, her yanımız süngü. Artık, sonumuz
gelmişti. Atımı bile bulamadım. Ormanların
içinde, yaya olarak yollara düştüm.”
Esir Yunan Generali, bozgunu böylece anlattıktan
sonra, Gazi’ye sorar:
“Peki, siz bu savaşı nereden yönetiyordunuz?”
ATATÜRK yanıt verir: “#İşte, tam o süngülerin
parladığı yerden”
Trikupis şaşırır, müthiş bir heyecana kapılır ve
saygı ile doğrulur; “#Savaş böyle kazanılır”
der. “Yoksa, yüzlerce kilometre uzaklıktaki bir
yattan, harita üzerinde pergelle ölçüp biçerek,
savaş yönetilmez”…
ÖZETLEYECEK OLURSAK;
Büyük İskender, Sezar, Napolyon gibi tarihte ün
kazanmış nice liderler ihtişam içerisinde, göz
kamaştırarak baş olmuşlardır. Ancak, onların
başarıları kalıcı olmamış ve yaşamları hüsranla
sonuçlanmıştır. ATATÜRK ise, tıpkı Mehmetçik
gibi kibirsiz bir kahramandır. Bir anlamda O’da
bir Mehmetçik’tir. O hem Mehmetçik ve hem de
Ulusumuzun Ebedi Başkomutanıdır. Saygı ve sevgi
ile anıyoruz.
KAYNAKÇA
l. “Garp Cephesi Kurmay Başkanı Asım
GÜNDÜZ’ün Hatırları” Derleyen: İhsan ILGAR
Kervan Kitapçılık Yayınları, İstanbul - 1973
2. “TÜRK’ÜN ATEŞLE İMTİHANI” Halide Edip
ADIVAR Atlas Kitabevi Yayınları, İstanbul- 1975
3. “ATATÜRK ve ASKERLIK” Suat İLHAN
Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara -
1990
4. “ATATÜRK’Ü OZLEYİŞ” Ruşen Eşref ÜNAYDIN
Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara - 2001
5. “Anafartalar Kumandam M. Kemal ile
Mülakat” Ruşen Eşref ÜNAYDIN Kültür Bakanlığı
Yayınları, Ankara - 2001.
KÜLTÜR SANAT
Abonelik için tıklayınız.
- Geri - |