Ağustos 2003  Sayı: 60 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   AĞUSTOS 2003  
UMUT KAF DAĞI’NIN ARDINDA MI?

Prof. Dr. EROL MANİSALI

“Ankara’da, işin nereye varacağını herkes biliyor, ancak kimse üstüne gitmiyor. Görmezlikten, anlamazlıktan geliyorlar. iktidardakiler, muhalefettekiler, bürokratlar aynı havadalar. Türkiye’yi almayacaklarını bildikleri halde oyunu sürdürüyorlar; oysa Türkiye çökertiliyor.” Üst düzey bürokrat bir dost, eski arkadaşım üzülerek bana içini döküyor, bunlar onun sözleri.

- Bu bir çözülme mi?  ,

- Yoksa bazı çevrelerin “Türkiye’yi çözme operasyonu mu?”    

Aslında bu bir “sivil darbedir”. Hem sessiz hem de sivil bir darbe! Soğuk savaş sonrası “Batı kapitalizmi” yani ABD ve AB Türkiye’yi ancak himayeleri altına alarak, yani “mandaları altında” yanlarında tutabileceklerini, Türkiye’deki “temsilcilerine” anlattılar.

Bunlar, “gayri milli sermaye çevrelerinden başkası değildi.” 1980’lerin sonundan itibaren bütün hükümetlerde “çok etkili oldular”, içeriye nüfuz ettiler. Paranın, sermayenin ve dış ilişkilerdeki “ortaklıkların gücü” her yere giriyordu.

Sesli, bombalı ve askeri işgalli darbeler Irak gibi ülkeler içindi. Türkiye gibi “eliti devşirilmiş”, bazı sermaye çevreleri ile “#stratejik ortaklık kurulmuş”, içine nüfuz edilmiş ülkelerde “sivil darbeler” geçerli olacaktı. Yoksa,        

- Yüz binler sokağa dökülebilir,

- uyutulan güçler uyanabilirdi.       

Türkiye gibi ülkelerde böyle risklere hiç gerek yoktu. Venezüella ve Brezilya’da olduğu gibi, halk kendi iktidarını getirirse, Batı kapitalizmi ne duruma düşerdi?

Yedire yedire, sessiz sedasız bir “sivil darbe” 5-10 yıl içinde sonuçlandırılır, ülke topsuz tüfeksiz tamamen denetim altına alınırdı.        

Görmek istemeyenler kimler?

- Peki, AB’nin yarın da Türkiye’yi içine almayıp tek yanlı bağlamakta olduğunu,

- Türkiye’nin, ABD’nin stratejik ortağı olmadığını inatla görmek istemeyenler ve “çözülmenin genişlemesine” sebep olanlar kimlerdir?

Siyasiler mi, bürokratlar mı, sermaye çevreleri mi, işçi sendikaları mı? Üniversiteler mi? Yoksa hepsi birden mi görmek istemiyorlar, peki neden?

- Bulaşmak mı istemiyorlar?

- Gelecek belirsiz, okkanın altına girmeye gerek, yok, biz nasıl olsa bir çaresini buluruz mu diyorlar?

- Bulursak da etkimiz olmaz, iyisi mi kenarda duralım mı diyorlar?

- Siyaset, sermaye, bürokrasi arasında “üç maymunu oynamak için” bir anlaşma yapılmış da biz mi farkında değiliz?

-İşçinin, köylünün, memurun örgütlenemeyip siyasete ağırlığını koyamaması, oligarşinin temel nedeni mi?

- Yoksa, etkili güçlerin hepsi de, “çözülmeden başka bir çözüm” olmadığını mı düşünüyorlar

Bir ülke fakirlikle baş edebilir; bir ülke savaş kaybeder, yine üstesinden gelip doğrulabilir; ancak bir toplum umudunu kaybettiği zaman artık  her şey bitmiş olur: Çözülme ve dağılma kaçınılmaz; hale gelir.

Sivil darbeler toplumda umutsuzluğu yaygınlaştırarak başarı kazanır. Umutsuzluk yayılınca artık, “her şey kabul edilebilir” duruma gelir.

Halk, toplumsal demokrasi, cumhuriyet, insanlık gibi ölçülerin yerini, “#bireyin, başının çaresine bakması” alır. Ancak binlerce yıldır yaşanan insanlık tarihi, toplum olmadan bireylerin de olamayacağını gösterdi.

Soğuk savaş sonrasında Batı kapitalizmi karşısında

- Toplum,

- Ulus,

- Devlet,

değil bireyleri görmek istiyor.

Teker teker yakalayıp kolayca kafesin içine kapatmak için. Sivil darbelerin yolu buradan geçiyor.

Toplum kimliğini kazanmış ülkelere emperyalizm giremez. Ancak, bireylerin toplamından meydana gelen topluluklar, çökmeye ve emperyalizmin denetimi altına girmeye mahkumdurlar.


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |