Ağustos 2003  Sayı: 60 "Ülkenin             bütünlüğü ve ulusun bağımzızlığı kaygı vericidir... Ulusun bağımsızlığı             yine ulusun çaba ve kararlılığı ile kurtarılacaktır."  | Anasayfa |
      Gündem
      Okuyucu Köşesi
      Duyurular
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   AĞUSTOS 2003  
YANLIŞDA, HÂLÂ ISRAR MI?

MAHMUT YILBAŞ

2002 yılı başında, yani Ocak ayında, bundan tam 20 ay önce, Dergimiz Müdafaa-i Hukuk’un Gündem-Yorum’unun başlığı “Yanlış Hesap Dönmeli” olmuştu. Bu ülkede sorumluluk mevkii’nde bulunup da hala gönlünde vatan sevgisi  taşıyan ve yurduna karşı vicdan borcu duyanlara, görevlerinin ne olduğunu çok az da olsa hatırlatabilir umuduyla, bu yazıyı aşağıda tekrar sunuyoruz.

Görüyoruz ki, aradan çok az zaman geçmiş ve her şey bütün yönleriyle Anadolu’nun en ücra köyünde yaşayan sade vatandaşımızın hafızasında bütün canlılığı ile yaşarken, devlet sorumluluğu taşıyanlar, sivil ve asker fark etmeksizin, Irak’a asker gönderme konusunda yine yarışa girdiler. Daha ne olmalı, başımıza daha neler gelmeli ki akıllanalım… Geçmiş yılları bir tarafa itin, içinde bulunduğumuz 2003 yılında başımıza gelenlere, uğradığımız hakaretlere ve yapılan aşağılamalara bakmak, sağlıklı karar almak için yeterli olmaz mı? “Başımıza çuval” geçirileli ne kadar olmuştu?, Nasıl unutulabilir? Adamlar resmen bir özür bile dilemediler. Muhataplarınızla mesleki, arkadaşlık ve daha niteliğini bilemediğimiz başka ilişkileriniz olabilir… Anacak ülke çıkarının her şeyin önünde tutulacağına millet önünde yemin edilmemiş miydi?

Uluslararası ilişkilerde duygusallığa yer yok denilirse de, bu kadar da olmaz ki… Bir ulusun onurunu hepten yok saymak, nasıl bir anlayışın ürünü alabilir… Irak’ta bize gösterilecek nöbet yerlerine gidebilmeniz için, yol üzerindeki kabile reislerinden izin çıkmadığı, gazete manşetlerinde… Bu da yetmezmiş gibi, Bağdat-Felluce’deki nöbet yerimize giderken Kuzeydeki konak yerlerimizi Pakistan’a teslim edecekmişiz…

Irak’a asker göndermek için gündeme tekrar getirilen “TEZKERE” meselesinin sadece moral boyutuna değiniyoruz. Diğer yönleri yani, siyasal ekonomik, askeri ve sosyal meseleler, moral boyutu düşünülmeden  gündeme bile gelmemelidir. Türk Askerinin ve dolayısıyla Türk Milletinin onuru ABD tarafından rencide edilmiş ve hatta çiğnenmiştir…

Bu şartlar altında “Tezkere” ileri sürerek hiçbir kurum ve kişi TBMM kararı arkasına gizlenmesin. Türk Askerini, ulusal onurumuzu ayaklar altına almaktan hiç çekinmeyen, Irak’ta  işgalci konumunda bulunanların emrine verecek ne TBMM’ni ve ne de bu kararın çıkmasına önayak olacak veya uygulayacak olanlar, Türk tarihinde tıpkı Vahdettinler, Damat Feritler ve Ali Nadir Paşalar gibi yer almaktan kurtulamazlar.

Türk Halkı, ABD’nin, işgalci ve emperyal arzularına dayanarak, her isteğinde koynuna alacağı ve işini gördükten sonra kıçına tekme atacağı bir halk görünümüne düşürülmüş olmaktan utanç duymakta ve ızdırap çekmektedir. Türk Halkı bu utanç ve ızdırabını açık ve yüksek sesle ifade derken sorumluların (asker, sivil) hala hiçbir şey olmamış gibi davranmaları, mütareke döneminde dahi duyulmamış ve görülmemiştir.

Türk Halkı (Karaman Bildirisi) artık yeter diyor…

 

Türk anaları evlatlarını:

“Genç Osman dediğin bir küçük uşak
Beline bağlamış ibrişim kuşak
 
Aman askerin içinde  birinci uşak
Allah Allah deyip geçti Genç Osman
 
Genç Osman Dediğin bir küçük aslan
Bağdat’ın içine girilmez yastan
 
Aman her ana doğurmaz böyle bir aslan
Allah Allah deyip geçti genç Osman
 
Bağdat’ın kapısını Genç Osman açtı
Düşmanın cümlesi önünden kaçtı
 
Aman kelle koltuğunda üç gün savaştı
Allah Allah  deyip geçti Genç Osman”
 

ve diğer kahramanlık türküleri ile zamanı geldiğinde ve gerektiğinde bir “Arslan” gibi Dini’ni Yurdu’nu ve Bayrağı’nı korumak uğruna seve seve gazi ve şehit olmak amacıyla büyütür, yoksa aç ve acımasız “sırtlanların” peşine takılmak için değil.

Bu itibarla herkes konum ve durumu için bir iç muhasebe yapmalıdır…

30 Ağustos, O yüce kurtarıcının gözlerinin içine yüzümüz kızarmadan, yüreğimiz titremeden, kelimelerin ve sözcüklerin arkasına sığınmadan bakıp, tarih önünde hesap vermek için en uygun zamandır. Bu yüzleşmeyi yapmak için kendinde cesaret bulamayan, yüreği el vermeyen ve kendini yeterince içten bulmayanlarımız var ise, yerlerini bunu yapabilecek cesaret ve bilinç sahiplerine bırakmalıdırlar. Aksi taktirde tarihin acımasız ve şaşmaz suçlamasından kendilerini kurtaramayacaklardır.

“Cumhuriyet Şiiri’mizin güçlü kalemi, Şair ve Parlamenter Şinasi ÖZDENOĞLU’nun “Ulusal Kurtuluş Destanı” adıyla epik bir çalışmayı titizlikle sürdürdüğü biliniyordu.

Şimdiye dek yazılanlardan farklı bir söylemle, o günlerin ruhunu ve heyecanını yansıtan; tamamlandığında büyük yankı yaratacağına inandığımız bu destandan bazı bölümlerin coşkusunu, siz değerli okuyucularımızla paylaşmak istedik.

Gelecek sayılarımızda da yer vereceğimiz eserin; bu sayımızda, unutulmaz bir kahramanlık destanı olan “Çiğiltepe ya da Şehit Reşat Bey Destanı” bölümünü, ünlü şairimize teşekkürlerimizle birlikte sunuyoruz.”


Abonelik için tıklayınız.

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |